Eğer bir kimse diyecek olursa ki, "Sen dedin ki,
Allahü teâlânın, yaratıklarından
herhangi birine, anlamadığı bir sözle hitabetmesi ve insanlara,
anlamadıkları bir dille konuşan Peygamber göndermesi caiz değildir.
Allah insanlara, ancak anlayacakları şeylerle hitabeder ve insanlara,
ancak anlayacakları bir dille Peygamber gönderir. "O halde sen şu
sahabilerden rivayet edilen ve Arapçanm dışındaki dillerden alındığı
söylenen şu kelimeler hakkında ne dersin?
a-
Ebu Musa el-Eş'ari: "Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve Peygamberine
iman edin ki, Allah da size rahmetinden iki misli versin..
[91][28]
âyetinde geçen ve "iki misli" diye tercüme edilen kelimesinin, Habeş
lisanından alındığını ve Arapça karşılığının "İki kat" mânâsına gelen
okluğunu söylemiştir.
b-
Abdullah b. Abbas, "Şüphesiz ki gece
ibadete kalkmak daha tesirli ve okumak daha elverişlidir.
[92][29]
âyetinde geçen ve "ibadete kalkmak" diye tercüme edilen kelimesinin
Habeş dilinden alındığını, Arapça karşılığının "Ayağa kalkma" mânâsına
gelen olduğunu söylemiştir.
c-
Ebu Meysere: "Şüphesiz ki biz, Davuda, nezdimizden bir üstünlük ver dik.
"Ey dağlar ve kuşlar, Davud'la birlikte teşbih edin." dedik.
[93][30]
âyetinde geçen ve "Teşbih edin" diye tercüme edilen kelimesinin Habeş
dilinden alındığım ve Arapça'da karşılığının "Teşbih et" mânâsına gelen
kelimesi olduğunu söylemiştir.
d-
Yine Abdullah b. Abbastan "O
suçlular, arsiandan ürkmüş yaban eşekleri gibi kaçışıyorlar.
[94][31]
âyetlerinde zikredilen ve "Arslan" diye tercüme edilen kelimesi sorulmuş
o da bu kelimenin Arapça karşılığının "Arslan" mânâsına gelen Farsçada
yine Arslan mânasına gelen Nabticede ve Habeşçede olduğunu söylemiştir.
e-
Said b. Cü'beyr demiştir ki: "Kureyşliler: "Bu Kur'an Arapça olmayan
dillerle ve Arapçayla inse ya." demişler
Allahü teâlâ da bunların sözlerini âyette zikrederek "Eğer
biz Kur'anı yabancı bir dille indirseydik, iman etmeyenler mutlaka
"Ayetleri uzun uzadıya açıklamaydı ya Kur'an yabancı bi dilde, indirilen
ise Arap, nedir bu?" derlerdi. Ey Muhammed de ki:
" O Kur'an, iman edenlere
bir hidayet rehberi ve şifadır...
[95][32]
(Fussilet suresi, 41/44) buyurmuş, bu âyetten sonra da Kur'anda her dilden
kelimeler indirmiştir. Mesela ifailesindeki kelimesi Farsçadan alınıp
Arapçalaştırılmıştır. Farsça aslı ve kelimeleridir.
f-
Yine Ebu Meysere "Kur'anda her diklen kelimeler vardır." demiştir Bu ve
benzeri çeşitli rivayetler varılır. Bunlar Kur'anda, Arapça olmayan
kelimelerin bulunduğunu ifade etmişlerdir. Bunlar hakkında ne dersin?
diye sorulacak olursa bunlara cevaben denilir ki "Bütün bu rivayet
edilen görüşler, bizim söylediğimizin dışında bir şey değildir. Çünkü
bunu söyleyenler bu kelimeleri Kur'anm inmesinden önce Arapların
bilmediklerini söylememişlerdir ki bizim söylediğimize muhalif bir şey
olsun. Onlar, "Bu kelimenin Habeş dilinde mânâsı şudur." "Şu kelimenin
Farsçada mânâsı budur." şeklinde konuşmuşlardır. Çeşitli milletlerin
aynı kelimeyi aynı mânâda kullanmaları yadırganmazken sadece iki
milletin bir kelimeyi aynı mânâda kullanması nasıl yadırganabilir?
Mesela, bizim bildiğimiz çeşitli dillerde bir kelimenin muhtelif
milletler tarafından aynı mânâda kullanıldıkları vakidir. Mesela dirhem,
dinar, divit, kalem, kırtas ve daha nice kelimeler mevcuttur. Bu
kelimeler Arapçada ve Farsçada aynıdır. Belki de bilinmeyen diğer
dillerde de bunlar böyledir. Şayet bir kimse bu gibi kelimelerin aslının
Farsça olup Arapça olmadığını veya Arapça olup Fars-ça olmadığını yahut
bir kısmının Arapça diğerlerinin Farsça olduğunu ya da bunların
asıllarının Arap menşeli olup yabancı dillere oradan geçtiğini yahut da
bunların asıllarının Fars menşeli olup sonradan Arapçaya intikal
ettiğini söyleyecek olursa cahillik etmiş olur. Çünkü bu kelimeler, aynı
lafızla ve aynı mânâ ile iki dilde de kullanılmaktadır. Ne Araplar bu
kelimenin aslen kendilerinden çıkmasına Farslardan daha layıktırlar ne
de Farslar Araplardan daha layıktırlar. Aksini iddia eden, iddiasının
doğruluğunu ispatlayacak ve şüpheyi ortadan kaidıracak kesin bir delile
dayanmak zorundadır Binaenaleyh bize göre bu gibi kelimeler hakkında
doğru olan görüş "Bu kelimeler Arapça Farsça veya Habeşçe kelimelerdir."
diyen görüştür. İşte biraz önce kendilerinden bahsettiğimiz ve bir kısım
kelimelerin, Habeşçede veya Farsçada kullanıldığını söyleyenlerin
maksadı da budur. Çünkü bunlar, bu kelimelerin, Arapçamn dışındaki
dillerde kulla-. nıldığını söylerken, bunların Arapçada
kullanılmadıklarını iddia etmemişlerdir.
Şayet, gafd biri, bir kimsenin iki babasının olamayacağı
gibi, bir kelimenin de iki dilde bulunmuş olamayacağını zannedecek
olursa o kimse bu kanaatinde cahilce davranmıştır. Zira, insanoğlunun
soyu, Allahü teâlânın
"Evlatlıkları kendi babalarının ismiyle çağırın. Bu Allah nezdinde daha
adaletlidir...
[96][33]
âyetinde beyan ettiği gibi tek bir kişiden gelir. Halbuki bir kelime,
kullanıldığı dile nisbet edilir. Eğer bir kelimenin, muhtelif
milletlerin dilinde aynı mânâda kullanıldığı tesbit edilecek olursa bu
kelimeyi o dillerden her birine nisbet etmekte bir mahzur yoktur. Zira o
milletten hiç biri o kelimenin kendi diline nisbet edilmesine
diğerlerinden daha layık değillerdir. Nitekim bir arazi bir dağ ile bir
ovanın arasında bulunacak olsa da hem dağ hem de ovanın havasını içinde
taşıyacak olsa o araziye bir bütün olarak, ovalık ve dağlık arazi demek
mümkündür. Sadece bunlardan birine nisbet edildiğinde de yalan
söylenilmemiş olur. Bir kaç dilde kullanılan müşterek kelimeler de bu
türdendir. Kullanıldığı bütün dillere nisbet edilmesi doğru olduğu gibi
bu dillerden sadece birine nisbet edilmesi de doğrudur. "Kur'an-ı
Kerimde her dilden kelime vardır." diyenlerin maksadı da -Allah daha iyi
bilir ya- bize göre budur. Yani Kur'an-i Kerimde bazı kelimeler
bulunmaktadır ki bu kelimeler aynı mânâda diğer birçok milletlerin
dillerinde kullanılmaktadır. Bu sözü söyleyenlerin maksatlarını başka
şekilde izah etmek mümkün değildir. Çünkü Allah'ın kitabını kabul eden
ve onu okuyan hiçbir akl-ı Selim sahibi Kur'anın bir bölümünün Farsça
diğer bir bölümünün Arapça başka bir bölümünün Nabtice veya Habeşçe
olduğunu söylemesi beklenemez.
Çünkü Allahü teâlâ, Kur'an-ı Kerimi Arapça olarak gönderdiğini beyan etmiştir. Hasılı, Seleften "Kur'an-ı Kerimde her dilden kelime vardır." şeklinde nakledilen sözler, Kur'an-ı Kerimde geçen bir kısım kelimeler Arapçanm dışında başka dillerde de kullanılmaktadır." demektir. Bu kelimelerin aslen belli bir dile mensup olup diğer bir dilde sonradan kullanıldığına dair herhangi bir delii bulunmadığından bu gibi iddialarda bulunmak ta tutarsızdır.
-------------------
[91][28] Hadid suresi, 57/28
[92][29] Müzemmil suresi, 73/6
[93][30] Sebe suresi, 34/10
[94][31] Müddessir suresi, 74/50, 51