Taberi, Kur'an-ı kerimin bütün
kelimeleriyle Arap dilinde indiğini ispatladıktan sonra Arap dilinin,
bir çok lehçeleri kapsadığını, Kur'an-ı Kerim inerken bu lehçelerden
sadece yedi lehçe üzerine indiğini
Resulullahın, bir hadis-i şerifinde bunu beyan
ettiğini, ancak Kur'an-ı Kerim tek bir mushaf haline getirilirken bu
lehçelerden sadece Kureyş lehçesinin esas alınarak Kur'anın toplanıp
yazıldığını, bu itibarla elimizde bulunan Kur'anın tek lehçe üzere
tesbit edildiğini zikretmiştir.
Taberi bu hususta da Özetle şunları zikretmiştir:
"Söylediklerimizi anlamaya muvaffak kılınan insanlara daha önce
açıkladık ki Aziz ve Celil ulan Allah, Kur'anın tamamını Arapça
indirmiştir. "Kuranda Arapça olmayan bölümler vardır." şeklinde iddiada
bulunanların iddiaları fasittir. Şimdi ise diyoruz ki "Kur'an tümüyle
Arapça indirilmişse o, çeşitli kabilelerden bir araya gelen Arapların
bütününün lehçesiyle mi inmiştir yoksa sadece bir kısmının lehçesiyle mi
inmiştir? Vakıa şudur ki: "Şüphesiz ki biz bu kitabı, okuyup anlamanız
için Arapça bir Kur'an olarak indirdik." âyet-i kerimesi ve benzeri
âyetler, Kur'an-ı Kerimin Arapça indirildiğini beyan etmişlerdir. Bu
ifadelerden, Kur'anın Arap şivelerinden özel belli şivelerle indiğini
anlamak ta. bütün şivelerle indiğini anlamak ta mümkündür. Bizim bu
hususta kesin bir bilgiye ulaşmamız için Kur'an-i Kerimi açıklama
yetkisi kentlisine verilen Rasulullah'ın açıklamasına müracaat etmekten
başka çaremiz yoktur. Bu hususta
Resulullah'tan, birbirini
dektekieyen bir çok hadis rivayet edilmiştir. Bunları şöylece zikretmek
mümkündür.
a-
Ebu Hureyreden.
Resulullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Kur'an yedi
[97][35]
(lehçe) üzere indirilmiştir. Kur'an hakkında tartışmaya girmek
kâfirliktir."
Resulullah bunu üç kere tekrar ettikten sonra
şöyle buyurdu: "Siz Kur'anılan bildiğinizle amel edin. Ondan
bilmediğinizi ise bilenine so run.
[98][36]
Diğer bir rivayette de yine Ebu Hureyreden
Resulullah'ın şöyle
buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Kur'an yedi harf (lehçe) üzere indirilmiştir. kelimeleri
bunlardandır.'[99][37]
b-
Abdullah b. Mes'udun da Resulullah'm şöyle buyurduğunu rivayet ettiği
nakledilmiştir. "Kur'an yedi harf üzere indirilmiştir. Her harfin zahiri
ve bâtını vardır. Yine her harfin bir sınırı vardır. Ve her sınırın da
bir denetleme yeri vardır.
[100][38]
Hadis-i Şerifte geçen "Her harfin bir sının vardır." ifadesinden maksat
şudur: Kur'anm indirildiği yedi yönden her yönünün bir sının vardır ki
bu sının Allahü teâlâ koymuştur
ve hiçbir kimsenin bu sınırı aşması caiz değildir? Mesela haramlann bir
sının vardır, kimse bu sının geçemez. Hadiste geçen "Her harfin zahiri
ve bâtını vardır." ifadesinden maksat da şudur: "Kur'anda zikredilen
yönlerden her bir yönün, okunan bir zahiri vardır. Bir de ihtiva ettiği
te'vili vardır."
Yine hadis-i şerifte zikredilen "Her sınırın da bir
denetleme yeri vardır." ifadesinden maksat ise şudur. "Allahü
teâlânm, Kur'anda sınırlarını çizdiği helallerinin,
haramlarının ve diğer hükümlerinin belli miktarlarda sevap ve cezalan
vardır. Allahü teâlâ âhirette
bunlara bakacak ve kıyamette onlan kontrol edecektir. Nitekim Hazret-i
Ömer bu mânâyı ifade eden bir sözünde şöyle demiştir: "Yeryüzünde
bulunan bütün san (altın) ve beyazlar (gümüşler) benim olsaydı elbette
ki ben onları âhirette denetleme ve hesaba çekilme yerinin dehşetinden
dolayı feda ederdim."
Hadis-i şerifte geçen "Kur'an yedi harf üzere
indirilmiştir" ifadesi, müfessirler tarafından çeşitli şekillerde izah
edilmiştir: Taberi, daha sonra da
temas edileceği "gibi, bu görüşlerden sadece biri olan "Yed harften
maksat, yedi lehçedir." görüşünü almış ve
Kur'anın yedi lehçe üzere indiğini ve günümüzde bu lehçelerden
sadece birinin geçerli olduğunu söylemiştir ki o da Zeyd b. Sabitin
kıraati olan lehçedir. Ancak Übey b. Kâ'b, Enes b. Mdik, Huzeyfetül
Yeman, Zeyd b. Erkam, Semüre b. Cündeb, Süleyman b. Suret,
Abdullah b. Abbas, Abdullah b.
Mes'ud, Abdurrahman b. Avf,
O-sman b, Affuı, Ömer b. el-Hattab, Amr b. Ebu Seleme, Amr b. el-Ass,
Muaz b. Cebel, Hişam b. Hâkim, Ebu Bek-re, Ebu Celim, Ebu Said el-Hudri,
Ebu Talha, Ebu Hureyre ve Ebu Eyyub e!-Ensari gibi sahabilerden
rivayet edilen ve mütevatir olduğu söylenen bu hadis-i şerifin
izahında Suyutinin de zikrettiği gibi, kırk kadar görüş zikredilmiştir.
[101][39]Bu
görüşlerden bir kısmını şu şekilde özetlemek mümkündür.
Bir kısım âlimler, bu hadis-i şerifin, mânâsı anlaşılamayan
müşkil hadislerden olduğunu söylemişlerdir. Çünkü bu hadiste zikredilen
"Harf" kelimesi Arapçada alfabe harfi, bir şeyin kenan, yön, kelime, dil
ve şive anlamlarına gelmektedir. İbn-i Sem'an en-Nehavi bu görüştedir.
Diğer bir kısım âlimler "Buradaki yedi harften maksat, yedi
yön demektir. Yani, Kur'anın yedi yönü vardır. Bunlarda da emirler,
yasaklar, helaller, haramlar, muhkemler, müteşabihler ve kıssalardır."
demişlerdir.
Başka bir kısım âlimlere göre buradaki yedi harften maksat,
kelimenin sonundaki irabdır. Diğer bazılanna göre, âyetlerin sonundaki
hatimelerdir. Başka bir kısmına göre bir mânânın yedi şekilde ifade
edilebilmesi demektir. Bazılanna göre, kıraatlarda imale, fetih, terkik,
tefhim, tehmiz, teshü, idgam ve izhar demektir. Daha birçok izahlar
vardır. Taberi ise konuyla ilgli
olarak şu hadis-i şerifleri rivayet etmiş ve yer yer izahlarda
bulunmuştur.
I-Abdullah
b. Mes'ud diyor ki:
Resulullah bana Ahkaf suresini okuttu. Onu başka birine de
okutmuştu. O kimse Ahkaf suresinin bir âyetinde bana muhalefet etti.
Dedim ki: "Bunu sana kim okuttu?" Dedi ki:
Resulullah okuttu." Ben de
ona dedim ki: "Resulullah onu bana da şöyle şöyle okuttu." Bunun üzerine
Resulullaha vardım. Onun yanında bir adam bulunuyordu. Dedim ki: "Ey
Allah'ın Resulü, sen bana, şöyle ve şöyle okutmamış miydin? "Resulullah:
"Evet." dedi Diğer adam da: "Sen bana da şöyle ve şöyle okutmamış
miydin?" dedi Resulullah ona da evet dedi ve yüzünün rengi değişti.
Bunun üzerine
Resulullah'm yanında bulunan kişi (Hazret-i Ali) "Herbiriniz
işittiği gibi okusun. Sizden önceki ümmetler,
(Peygamberlerine karşı) ihtilafa düşmeleri'yüzünden helak
olmuşlardır." dedi. Bilemiyorum ki o kişi (Hazret-i Ali) bu sözü
Resulullah ona emretti de
mi bize söyledi? Yoksa kendi tarafından mı söyledi?
[102][40]
2-
Yine Abdullah b. Mes'ud diyor ki:
"Kur'an-ı Kerimin surelerinden birinin hakkında tartıştık.
Ayetlerin otuz beş veya otuz altı oldğunu söyledik. Sonra
Resulullah'a gittik. Ali'nin ona gizli bir şeyler söylediğini
gördük. Dedik ki: "Biz kıraatta ihtilaf ettik." Bunun üzerine
Resulullah'm yüzü kızardı ve Ali dedi ki:
"Resulullah. bildiğniz gibi okumanızı emrediyor.
[103][41]
3-
Zeyd b. Erkam diyor ki: "Bir adam
Resulullah'a geldi ve ona:
"Abdullah b. Mes'uü bana, Zeydin ve Übey b. Kâ'bın daha önce okutmuş
oldukları bir sureyi okuttu. Onların kıraatlan birbirinden farklı. Ben
hangisinin kıraatini alayım?" dedi.
Resulullah cevap vermeyip
sustu. Yanında da Alt bulunuyordu. Ali: "Herkes öğrendiği gibi okusun.
Hepsi de güzeldir, hoştur." detli.
[104][42]
4-
Ömer b. el-Hattab diyor ki:
"Resulullah hayattayken Hişam b. Hâkimin, Furkan
suresini okuduğunu işittim. Onun okumasına iyice kulak verdim. Bir de
baktım ki o, Resulullah'm bana okutmadığı bir çok lehçe üzere okuyor.
Ben nerdeyse namazda olduğu halde üzerine atılacaktım. Fakat selam
verinceye kadar1 sabrettim. Selam verince yakasından tutup çektim ve
dedim ki: "Okuduğunu işittim. Bu sureyi sana kim okuttu?" Dedi ki: "Onu
bana
Resulullah okuttu." Dedim ki: "Yalan söylüyorsun.
Resulullah onu bana, senin
okuduğundan farklı bir şekilde okuttu. Ben onu tutup
Resulullah'a götürdüm ve dedim ki: "Ben bunun, Furkan
suresini senin bana okutmadığın bir çok harfler üzere (lehçeler) üzere
okuduğunu işittim." Resulullah: "Onu bırak," dedi ve devamla buyurdu ki:
"Oku ey Hişam." O da kendisinden işittiğim kıraat şekliyle okudu.
Resulullah buyurdu ki:"Bu
sure bu şekilde indirildi." Sonra bana: "Ey Ömer sen de oku." dedi. Ben
de
Resulullah'm bana okutmuş olduğu şekliyle okudum.
Resulullah buyurdu ki: "Bu sure bu şekilde indirildi. Şüphesiz
ki bu Kuran yedi harf üzere indirildi. Siz, ondan kolayınıza geleni
okuyun[105][43]
Diğer bir rivayette şunlar zikredilmektedir: Bir kişi, Ömer b.
el-Hattab'ın yanında Kur'an okumuş. Hazret-i Ömer'de onun okuyuşunu
düzeltmek istemiştir. Bunun üzerine Kur'an okuyan kişi, "Ben bunu
Resulullah'a okudum. O,
bir değişiklik yapmadı." demiştir.
Resulullah'm yanma varıp,
ihtilaflarını ona bildirmişler ve Kur'an okuyan kişi "Ey Allah'ın
Resulü, şu ve şu âyetleri sen bana okumadın mı?" diye sormuş
Resulullah'da "Evet." demiştir. Bunun üzerine Hazret-i
Ömer'in kalbine bir şeyler gelmiş
Resulullah da Ömer'in yüzünden bunu anlamış ve onun göğsüne
vurarak şöyle buyurmuştur: "Şeytanı kendinden uzaklaştır. Şeytanı
kendinden uzaklaştır. Şeytanı kendinden uzaklaştır. Ey Ömer, Kur'amn
hepsi doğrudur? Yeter ki rahmet âyetini azap âyeti yerine azap âyetini
de rahmet âyeti yerine koyma.
[106][44]
Başka bir rivayette de Resu lullah Ömere şöyle demiştir: "Kur'an yedi
harf üzere indirilmiştir. Hepsi de Şâfi (Şifa verici) ve kâfi
(yeterli)dir[107][45]
5-
Alkame en Nehai diyor ki: "Abdullah b. Mes'ud, Küfeden ayrılırken
onu uğurlamak için arkadaşları yanına toplanmışlardı. Abdullah b. Mes'ud
onlarla vedalaşırken şunları söyledi: "Sakın Kur'an hakkında
tartışmayın. Çünkü Kur'an, birbiriyle çelişmeyen, yok olmayan ve çokça
tekrar edilmekten dolayı değişikliğe uğramayan bir kitaptır. Şüphesiz ki
İslamın şer'î hükümleri, cezalan ve farzları onda aynıdır, değişmez.
Şayet Kur'anın kıraat şekillerinden biri, diğerinin emrettiğini yasaklar
mahiyette olsaydı işte o zaman Kur'anda ihtilaf olurdu. Fakat durum
böyle değildir. Kur'an bütün kıraati an içermektedir. Bununla birlikte
cezalarda, frazlarda ve İslam'ın diğer hükümlerinde herhangi bir
farklılık yoktur. Öyle zamanlar olmuştur ki, biz Kur'anın okunması
hususunda
Resulullah'm yanında tartışıyorduk. O da bize okumamızı
emrediyor biz de okuyorduk. Dinledikten sonra hepimizin güzel okuduğunu
söylüyordu. Eğer ben, Allah'ın, Peygamberine indirdiği bu Kur'am benden
daha iyi bilen birini bilmiş olsam mutlaka onu arar bulur ve onun
bilgileriyle kendi bilgilerimi artınrım. Ben,
Resulullah'm lisanından yetmiş sure okudum. Ben, her yıl
Ramazan ayında Kur'anın, Resulullah'a okutulup dinlendiğini, nihayet
vefat ettiği yılda bunun iki kere yapıldığını biliyordum.
Resulullah, Kur'an'ın, kendisine okutulup dinlenmesinden sonra
ben onu okuyordum. O da bana, güzel okuduğumu söylüyordu. Kim benim
kıraatim üzere okuyacak olursa sakın ondan yüzçevirerek bırakmasın. Yine
kim de Kur'am, bu kıraatlardan biri üzere okuyorsa ondan yüzçevirerek
bırakmış olmasın. Zira Kur'andan bir âyet inkâr eden kimse onun tümünü
inkâr etmiş olur.
[108][46]
6-
Abdullah b. Abbas diyor ki:
"Resulullah (sallalahü
aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Cebrail
bana Kur'anı bir harf üzere okuttu. Ben
Cebraile bir talepte bulundum. Ben ondan, kıraati arı artırmasını
işitiyordum. O da artırıyordu. Nihayet yedi harf üzere okunmasına kadar
ulaştı.
[109][47]
İbn-i Şihab ez-Zühri bu hadisin izahında şöyle demiştir: "Bana
ulaştığına göre buradaki yedi harften maksat, tek bir mesele hususunda
yedi lehçedir. Bu kıraatlar helal ve haramı değiştirmeyen kiraatlardır.
7-
Ümmi Eyyub,
Resulullah'm şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kuran yedi harf üzere inmiştir hangisini okursan senin
için yeterlidir;
[110][48]
8-Übeyb.
Kâ'b diyor ki:
"Ben, bir adamın Kur'an okuduğunu işittim. Dedim ki "Bunu
sana kim okuttu?" Dedi ki: "Resulullah okuttu." Dedim
ki: "Haydi Resulullah'a gidelim."
Resulullah'a gittim ve
dedim ki: "Sen şunun okumasını iste," Bunun üzerine
Resulullah "Oku" dedi. Adam okudu.
Resulullah: "Güzel okudun." dedi. Ben de
dedim ki: "Sen bana şöyle şöyle okutmamış mıydın?"
Resulullah: "Evet, sen de güzel okuyorsun." dedi. Ben de
elimle işaret ederek: "İkimize de "İyi okudun." diyorsun." dedim. Bunun
üzerine
Resulullah, eliyle göğsüme vurdu sonra buyurdu ki: "Ey
Allah'ım, sen, Übey'den şüpheyi gider." Bunun üzerine benden bir ter
boşandı içim korkuyla doldu ve Rasulullah buyurdu ki: "Ey Übey, bana iki
melek gelmişti. Biri bana "Sen Kur'anı bir harf (lehçe) üzere oku."
dedi. Diğeri ise "Artırmasını iste." dedi. Dedim ki: "Artır." bunun
üzerine o melek dedi ki: "İki harf (lehçe) üzere oku." diğer melek dedi
ki: "Artırmasını iste." Dedim ki: "Artır" yine o melek dedi ki: "Üç harf
(lehçe) üzere oku." Diğer melek te dedi ki: "Yine artırmasını iste."
dedim ki: Artır." O melek: "Dört harf (lehçe) üzere oku." dedi. Diğer
melek: "Artırmasını iste." dedi. Dedim ki: "Artır." O melek dedi ki:
"Beş harf (lehçe) üzere oku. "Diğer melek dedi ki: "Artırmasını iste.
"Ben de "Artır." dedim. O melek te "Altı harf (lehçe) üzere oku." dedi.
Diğer melek "Artırmasını iste." dedi. O melek te "Yedi harf (lehçe)
üzere oku. Kitfan yedi harf (lehçe) üzere inmiştir." dedi.
[111][49]
9-
Übey b. Kâ'b yine diyor ki:
Benim Müslüman olmamdan itibaren şu hadise dışında, göğsümü
hiçbir şey tırmalamamış!!. Hadise şöyle olmuştu: "Ben bir âyet okudum,
başka biri de o âyeti benim okuduğum kıraatin dışında bir kıraatla
okudu. Ben ona dedim ki: "Bu âyeti bana
Resulullah (s.a.v) okuttu." O adam da:
"Bu âyeti bana da Resulullah okuttu." dedi. Bunun üzerine
Resulullaha vardım ve ona: "Ey Allah'ın Peygamberi, şu ve şu
âyeti sen bana şöyle ve .şöyle okutmadın mı?" dedim. "Resulullah "Evet." dedi. O
adam da
Resulullah'a: "Sen bana da şöyle ve şöyb
okutmadın mı?" dedi.
Resulullah: "Evet." dedi ve devamla şöyle
buyurc'u: "Cebrail ve Mikâil (a.s.)
bana geldiler. Cebrail sağ tarafıma
Mikâil de sol ta afıma oturdular. Cebrail
(a.s.) dedi ki: "Sen, Kur'anı bir harf üzere oku. "Mikâil de bana dedi
ki: "Cebrailin artırmasını iste.
Cebrailin artırmasını iste... Nihayet
Cebrail yedi harfe (kiraata) kadar ulaştı. Her kıraat safi (şifa
veren) ve Kâfidir (yeterlidir)
[112][50]Bu
hadis-i şerifin son bölümü, diğer bir rivayette şöyledir:
"Bukiraptlardan hiçbiri yoktur ki, onlar, şâfı ve kâfi
olmasın. Senin demen bu kıraatlardandır. Yeter ki azap âyetini rahmet
âyetiyle rahmet âyetini de azap fıyetiyle bitirme.
[113][51]
10-
Übey b. Kâ'b başka bir rivayette diyor ki:
"Resulullah, Merv taşları yanında
Cebrail ile karşılaştı ve ona: Ey
Cebrail, ben, okur yazarlığı olmayan
bir ümmete Peygamber olarak gönderildim. Onların içinde yaşlı kadın.,
yaşlı erkek, genç erkek, çocuk, kız çocuğu ve hiçbir şey okumamış
erkekler bulunmaktadır." Cebrail de
dedi ki: "Ey Muhammed, şüphesiz ki Kur'an, yedi harf (kıraat) üzere
indirilmiştir.
[114][52]
11-
Übeyb. Kâ'b diyor ki:
"Bir gün ben Mescide gitmiştim. Bir adam gelip namaz
kılmaya başladı. Namazda, okuduğu kıraatini yadırgadım. Sonra başka bir
adam geldi. O da başka bir kıraatla okudu. Biz, namazı bitirince hep
birlikte Resulullah'ın yanına vardık. Resuhıllah'a dedim ki: "Bu adam,
benim,yadırgadığım bir kiraatla Kur'an okudu. Diğeri sonra gelip o da
daha başka bir kıraatla okudu. "Bunun üzerine
Resulullah; onlara okumalarını emretti. İkisi de
okudu.
Resulullah ikisinin de okuma şeklini güzel buldu. Bunun üzerine,
içime öyle bir yalanlama duygusu düştü ki ben, cahiliye döneminde bile
böyle bir duyguya kapılmamıştım.
Resulullah (sallalahü
aleyhi ve sellem) beni kaplayan bu hali görünce göğsüme vardu.
Benden öyle bir ter boşandı ki, sanki ben, korkumdan Allah'ı gözümün
önünde görüyormuşum gibi oldum.
Resulullah bana, "Ey Übey, Kuranı bir harf
(kıraat) üzere okumam için emir gönderildi. Ben bu emir üzerine rabbime
baş vurarak "Ümmetime Kuranı okumayı kolaylaştır." dedim. Bana, iki harf
(kıraat) üzere okumam emri geri gönderildi. Tekrar ben, rabbime baş
vurdum ve "Ümmetime Kur'an okumayı kolaylaştır." dedim. Daha sonra bana
yedi harf (kıraat) üzere okumam için emir geri gönderildi ve bana
denildi ki: "Bana her müracaat etmene karşılık sana, isteyeceğin bir
dileğin verilecektir." Ben de dedim ki: "Ey Allah'ım, sen ümmetimi
affet, ey Allah'ım sen ümmetimi affet." Üçüncü isteğimi ise, bütün
yaratıkların ve hatta İbrahim (a.s.)'m Bana başvuracakları (benim şefaat
etmemi isteyecekleri) güne bıraktım."
[115][53]
12-
Übey diyor ki:
"Resulullah Gifar oğullarına ait bir gölün
kenarında bulunuyordu. Ona, Cebrail
(a.s.) geldi ve ona dedi ki: "Allah sana emrediyor ki "Ümmetin Kur'anı
bir harf (lehçe) üzere okusun."
Resulullah dedi ki: "Ben, Allah'tan
afiyet ve mağfiret dilerim. Şüphesiz ki ümmetimin buna gücü yetmez..."
Cebrail Resulullah'a ikinci defa
geldi ve dedi ki: "Allah sana emrediyor ki, ümmetin Kur'anı iki harf
(lehçe) üzere okusun."
Resulullah dedi ki: "Ben, Allah'tan afiyet ve mağfiret dilerim.
Şüphesiz ki ümmetimin buna gücü yetmez." Sonra
Cebrail üçüncü defa ona geldi ve dedi
ki: "Allah sana emrediyor ki" Ümmetin Kur'anı.üç harf (lehçe) üzere
okusun."
Resulullah dedi ki: "Ben Allah'tan afiyet ve mağfiret diterim.
Şüphesiz ki ümmetim buna güç yetiremez." Sonra
Cebrail
Resulullah'a dördüncü defa geldi ve ona
dedi ki: "Allah sana emrediyor ki, ümmetin Kur'anı yedi harf (lehçe)
üzere okusun. Onlar hangi harf (îehçe) üzere okuyacak olurlarsa isabet
etmiş olurlar."
[116][54]
13-
Ebu Bekre, diyor ki:
Cebrail
Resulullah'a geldi ve ona:
dedi ki: "Ey Muhammed, sen Kur'am bir harf üzere oku."
Mikâil
dedi ki: "Artırılmasını
iste." Resulullah da artırılmasını istedi.
Cebrail dedi ki: "Sen onu iki harf üzere oku." Mikâil dedi ki:
"Artırılmasını iste.
Resulullah'da
artırılmasını istedi. Cebrail de onu
yedi harfe (lehçeye) ulaşıncaya kadar artırdı ve dedi ki: "Hepsi de şâfi
ve kâfidir. Yeter ki azap âyetini rahmet âyetiyle, rahmet âyetini de
azap âyetiyle bitirmiş olma. Bu kıraati ar senin
= Gel,=Yönel, Haydi, deme» veya Git, = Koş, = Acele et demen gibi
ifadelerdir.
[117][55]
14-
Ebu Cüheym diyor ki:
"İki adam, Kur'an-ı Kerimin bir âyeti hakkında ihtilaf
etti. Birincisi dedi ki: "Ben bunu
Resulullah'tan öğrenip
aldım." Diğeri de "Ben de bunu Resulullah'tan öğrenip alüım." dedi.
İkisi de Resulullah (sallalahü aleyhi ve sellem)den
sordular. O da buyurdu ki: "Kuran yedi harf üzere okunur. Kur'anda
tartışmaya girmeyin. Çünkü Kur'anda tartışmaya girmek inkâra düşmektir[118][56]
15-
Abdullah b. Mes'ud diyor ki:
"Resulullah (sallalahü aleyhi ve sellem)
buyurdu ki: "Bana Kur'anı yedi harf (lehçe) üzere okumam emredildi.
Hepsi de kâfi ve Safidir."
16- Ebu Hureyre diyor ki: Resulullah (sallalahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki bu Kur'an yedi harf (lehçe) üzere indirilmiştir. Siz onu okuyun. Bunda size bir zorluk yoktur. Fakat, rahmetin arkasından azabı anarak ve azabın arkasından da rahmeti anarak âyeti tamamlayın.
-------------------
[97][35] Yusuf suresi, 12/2
[98][36] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 2, s. 300, 440
[99][37] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.2, s. 332, 440
[100][38] Taberi, c. 1, s. 9
[101][39] Bkz. el-Itkan fi Ulumil Kur'an c, 1, 61-67
[102][40] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 452
[103][41] a.g.e. s. 106
[104][42] Taberi.c. l.s. 10
[105][43] Buhari, K. et-Tevhid bab: 53.
[106][44] Taberi, c. 1,s. 10
[107][45] Taberi.c.1,s. 1
[108][46] Taberi.c.1,s. 11
[109][47] Buhari, K. el-Fadail el-Kur'an bab: 5, K. Bed'ul halk bab: 6; Müslim, K. el-Müsafirin, bab: 272, Hadis No: 819, Ahmed b. Hanbel. Müsned, c. 1, s. 264, 299, 313
[110][48] Ahmed b. Hanbel, Müsned c. 6, s. 433, 463
[111][49] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c 5. s. 124
[112][50] Nasai K. el-iftitah bab 37; Ahmed b. Hanbel Müsned, c. 5, s. 114,112
[113][51] Ebu Davud, K. es-Salat, bab 357, Hadis No: 1477
[114][52] Tirmizi, K. el-Kıraat, bab: 11, Hadis No: 2944/ Ahmed b. Hanbel, c.5 s. 400
[115][53] Müslim, K. el-Müsafirîn, bab: 273, Hadis No: 820; Ahmad b. Haııbcl, Müsned, c. .1, s. 129
[116][54] 38 Müslim, K. el-Müsafîrin, bab: 274, Hadis No: 821; Ebu Davud, K. es-Salat. bab: 357; Nesai, K. İftitah, bab: 37; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 127-128
[117][55] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5., s. 51
[118][56] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 170