Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Yeni Pencere

Geri

 

SAYFA :

456

 

038 - SÂD SÛRESİ

 

CÜZ :

23

 

İleri

Sayfayı Yeni Pencerede Aç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

62

Dediler: Kendilerini şerlilerden saydığımız birtakım adamları neden görmüyoruz?"

"Dediler” yani cehennemdekiler,

"kendilerini şerlilerden saydığımız birtakım adamları neden görmüyoruz?":

Müfessirler şöyle demişlerdir: Ateşe girdikleri zaman bakarlar, dünyada kendilerine muhalefet eden mü’minleri görmezler; o zaman bunu derler.

Mücâhid de şöyle demiştir: Ebû Cehil cehennemde: "Suhayb nerede, Ammar nerede, Habbab’ın oğlu nerede, Bilal nerede?” der.

63

"Onları alaya almış mıydık yoksa gözler onlardan kaydı mı?"

"Ettehaznahüm sihriyyen": Ebû Amr, Hamze ve Kisâi, haber tarzında kesintisiz olarak

"mineleşrarittehaznahüm” okumuşlardır ki, biz onları alaya aldık demektir. Bunlar hemzenin kesri ile başlarlar (ittehaznahüm). Diğerleri ise meftuh hemze-i kat’ ile istifham tarzında okumuşlardır. Bunlar da hemzenin fethi ile başlarlar.

Ferrâ’ şöyle demiştir: Bu, şaşma ve azarlama manasına bir istifhamdır, mana da, onlar mü'minlere yaptıklarından dolayı kendilerini kınarlar, demektir.

"Sıhriyya” ise “sîn” in zammı ve kesri ile de okunur. Biz de bunu Mü’minun suresinin sonunda (âyet: 110‘da) şerh etmiş idik.

"Yoksa gözler onlardan kaydı mı?": Yani onlar cehennemde bizimle de biz onları görmüyor muyuz?

Ebû Ubeyde şöyle demiştir:

"Em” burada "bel” manasınadır.

64

Şüphesiz cehennem halkının bu çekişmesi elbette bir gerçektir.

"Şüphesiz bu haktır":

Zeccâc şöyle demiştir: Yani onlardan anlattığımız bu şey haktır, sonra da: O,

"ateş halkının çekişmesidir (tahâsumu)"; Ebû’l - Cevza, Ebeşşa'sa, Ebû Imran ve İbn Ebi Able, sadın ref'i ve mimin fethi ile

"tahasume” ve "ehli"nin lamının kesri ile okumuşlardır. Ebû Miclez, Ebû’l-Âliyye, Ebû'l-Mütevekkil ve İbn Semeyfa, şadın ve mimin fethi ve “Lâm” ın refi ile "tehasame ehlü” okumuşlardır.

65

De ki:

"Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve gâlib Allah’tan başka bir ilâh yoktur".

66

"Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbi, çok güçlü, çok bağışlayıcıdır"

67

De ki:

"Bu, büyük bir haberdir".

"Kul hüve neheün azim": Nebe': Haber demektir,

işaret edilen şey hususunda da iki görüş vardır:

Birincisi: O Kur’ân’dır, bunu da İbn Abbâs, Mücâhid ve cumhûr, demişlerdir.

İkincisi: Ölümden sonra dirilmedir, bunu da Katâde, demiştir.

68

"Sizse ondan yüz çevirenlersiniz".

"Sizse ondan yüz çeviriyorsunuz": Yani onun üzerinde düşünmüyorsunuz; o zaman peygamberliğimde doğru olduğumu bilirdiniz. Benim geçmişlerin kıssalarına ait getirdiğim haberler ancak vahiy iledir. Bu manaya da:

69

"En yüksek kuruldakiler çekişirlerken benim onlar hakkında bilgim yoktur".

"En yüksek kurulda olanlardan haberim yoktur” kavli delalet eder. Kuruldan melekler kastedilmiştir.

"Çekişirlerken” Âdem'in yaratılması hakkında, Allahü teâlâ:

"Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği zaman (Bakara: 30).

Mana da şöyledir: Ben bunu ancak vahiy ile bildim.

70

"Bana ancak benim apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunuyor".

"Bana vahyolunmuyor, ancak benim apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunuyor": Yani benim ancak bir peygamber olduğumu bildiriyor, sizi uyarıyor ve ne yapacağınızı ve neden uzak duracağınızı size açıklıyorum.

71

Hani, Rabbin meleklere: "Şüphesiz ben çamurdan bir insan yaratacağım” demişti.

72

"Onu düzenleyip de ona ruhumdan üfürdüğüm zaman ona secdeye kapanın".

73

Bütün melekler toptan secde ettiler.

74

Ancak İblis büyüklük tasladı. Kâfirlerden oldu.

"Hani Rabbin demişti": Bu,

"çekişiyorlar” kavline bağlıdır, aralarına

"in yuha” âyeti girmiştir.

İbn Abbâs şöyle demiştir: Onlar Âdem'in yaratılması üzerinde tartıştılar; Allahü teâlâ:

"Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Bu çekişme aralarında bir münazara tarzında idi.

Münazaralarında da iki görüş vardır:

Birincisi: O da onların

"orada fesat çıkaracak birilerini mi yaratacaksın?” sözleridir (Bakara: 30).

İkincisi: Onların: Allah bizden daha kıymetli ve bizden daha bilgili birini yaratmaz, sözleridir. Bunu Hasen, demiştir. Bu da müfessirlerin çoğunun görüşüdür. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Aziz ve celil olan Rabbimi gördüm, bana:

"Yüksek kurul neyi tartışıyor?” dedi. Ben de: Sen daha iyi bilirsin, ya Rabbi, dedim. O da şöyle dedi: Kefaretleri ve dereceleri tartışıyorlar; kefaretler: Soğuk sabah vakitlerinde abdesti tam almak, cemaatle namazlara gitmek, namazın ardından namazı beklemektir. Dereceler ise şunlardır: Selamı yaygınlaştırmak, yemek yedirmek, insanlar uyurlarken gece namaz kılmak. 7

7 - Hadisin Suyuti'nin er - Dürrü'l - Mensurunda çeşitli rivâyetleri vardır; İmam Ahmed de Müsned'de Muaz'dan rivayet edilen uzun bir hadiste (5/243) rivayet etmiştir.

75

"Ey İblis, iki elimle yarattığım şeye secde etmekten seni ne men etti? Kibir mi tasladın yoksa yücelenlerden mi oldun?"

76

Dedi:

"Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın; onu ise çamurdan yarattın".

"Kibir mi tasladın?": Yani secde etmemekle kendin kibir mi gösterdin

"yoksa yücelenlerden mi oldun?": Yani kibir gösteren kimselerden olduğun için mi kibir gösteriyorsun?

77

Dedi:

"Çık oradan; çünkü sen kovuldun!"

"Çünkü sen kovuldun": Yani kınama ve lanetle kovuldun, demektir.

78

"Şüphesiz ceza gününe kadar lanetim senin üzerinedir".

79

Dedi: "Rabbim, diriltilecekleri güne kadar bana süre ver".

80

Dedi: "Şüphesiz sen süre verilenlerdensin".

81

"Bilinen vaktin gününe kadar".

“Bilinen vaktin gününe kadar": O da sura ilk üfürmedir. O da mahlukatın ölüm anıdır.

82

Dedi: "Senin gücüne yemin olsun ki, mutlaka onların hepsini azdıracağım".

83

"Ancak onlardan ihlaslı kulların hariç".

"Febiizzetike” yemindir, gücüne yemin olsun ki, demektir. Bu kıssada dokunmadıklarımız da A’raf: 12; Hicr: 34 vd. yerlerde zikredilmiştir.

 

 

 

 

Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Aynı Pencere

Geri

 

(T :  M : 1201  H : 597)

 

EZ-ZÂDU'L-MESÎR TEFSÎRİ - (TÜRKÇE)

 

HANBELÎ

 

İleri

Sayfayı Büyüterek Aynı Pencerede Aç