62
Dediler: Kendilerini şerlilerden saydığımız birtakım
adamları neden görmüyoruz?"
"Dediler” yani cehennemdekiler,
"kendilerini şerlilerden saydığımız birtakım adamları
neden görmüyoruz?":
Müfessirler
şöyle demişlerdir: Ateşe girdikleri zaman bakarlar, dünyada kendilerine
muhalefet eden mü’minleri görmezler; o zaman bunu derler.
Mücâhid de şöyle
demiştir: Ebû Cehil cehennemde: "Suhayb nerede, Ammar nerede, Habbab’ın oğlu
nerede, Bilal nerede?” der.
63
"Onları alaya almış mıydık yoksa gözler onlardan kaydı
mı?"
"Ettehaznahüm sihriyyen":
Ebû Amr, Hamze
ve Kisâi, haber tarzında kesintisiz olarak
"mineleşrarittehaznahüm” okumuşlardır ki, biz onları alaya aldık demektir.
Bunlar hemzenin kesri ile başlarlar
(ittehaznahüm). Diğerleri ise meftuh hemze-i kat’ ile
istifham tarzında okumuşlardır. Bunlar da hemzenin fethi
ile başlarlar.
Ferrâ’ şöyle
demiştir: Bu, şaşma ve azarlama manasına bir istifhamdır, mana da, onlar
mü'minlere yaptıklarından dolayı kendilerini kınarlar, demektir.
"Sıhriyya” ise “sîn” in zammı ve kesri
ile de okunur. Biz de bunu Mü’minun suresinin
sonunda (âyet: 110‘da) şerh etmiş idik.
"Yoksa gözler onlardan kaydı mı?": Yani
onlar cehennemde bizimle de biz onları görmüyor muyuz?
Ebû Ubeyde şöyle
demiştir:
"Em” burada
"bel” manasınadır.
64
Şüphesiz cehennem halkının bu çekişmesi elbette bir
gerçektir.
"Şüphesiz bu haktır":
Zeccâc şöyle
demiştir: Yani onlardan anlattığımız bu şey haktır, sonra da: O,
"ateş halkının çekişmesidir (tahâsumu)";
Ebû’l - Cevza, Ebeşşa'sa, Ebû Imran ve İbn Ebi Able, sadın ref'i ve mimin fethi
ile
"tahasume” ve
"ehli"nin lamının kesri ile okumuşlardır. Ebû
Miclez, Ebû’l-Âliyye, Ebû'l-Mütevekkil ve İbn
Semeyfa, şadın ve mimin fethi ve “Lâm” ın refi ile
"tehasame ehlü” okumuşlardır.
65
De ki:
"Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve gâlib Allah’tan
başka bir ilâh yoktur".
66
"Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbi,
çok güçlü, çok bağışlayıcıdır"
67
De ki:
"Bu, büyük bir haberdir".
"Kul hüve neheün azim": Nebe': Haber
demektir,
işaret
edilen şey hususunda da iki görüş vardır:
Birincisi: O Kur’ân’dır, bunu da
İbn Abbâs,
Mücâhid ve cumhûr, demişlerdir.
İkincisi: Ölümden sonra dirilmedir, bunu da
Katâde, demiştir.
68
"Sizse ondan yüz çevirenlersiniz".
"Sizse ondan yüz çeviriyorsunuz": Yani onun
üzerinde düşünmüyorsunuz; o zaman peygamberliğimde
doğru olduğumu bilirdiniz. Benim geçmişlerin kıssalarına ait getirdiğim haberler
ancak vahiy iledir. Bu manaya da:
69
"En yüksek kuruldakiler çekişirlerken benim onlar
hakkında bilgim yoktur".
"En yüksek kurulda olanlardan haberim yoktur”
kavli delalet eder. Kuruldan melekler kastedilmiştir.
"Çekişirlerken” Âdem'in yaratılması
hakkında, Allahü teâlâ:
"Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife yaratacağım”
dediği zaman (Bakara: 30).
Mana da şöyledir: Ben bunu ancak vahiy
ile bildim.
70
"Bana ancak benim apaçık bir uyarıcı olduğum
vahyolunuyor".
"Bana vahyolunmuyor, ancak benim apaçık bir uyarıcı
olduğum vahyolunuyor": Yani benim ancak bir
peygamber olduğumu bildiriyor, sizi
uyarıyor ve ne yapacağınızı ve neden uzak duracağınızı size açıklıyorum.
71
Hani, Rabbin meleklere: "Şüphesiz ben çamurdan bir
insan yaratacağım” demişti.
72
"Onu düzenleyip de ona ruhumdan üfürdüğüm zaman ona
secdeye kapanın".
73
Bütün melekler toptan secde ettiler.
74
Ancak İblis büyüklük tasladı. Kâfirlerden oldu.
"Hani Rabbin demişti": Bu,
"çekişiyorlar” kavline bağlıdır, aralarına
"in yuha” âyeti girmiştir.
İbn Abbâs şöyle
demiştir: Onlar Âdem'in yaratılması üzerinde tartıştılar; Allahü teâlâ:
"Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife yaratacağım”
demişti. Bu çekişme aralarında bir münazara tarzında idi.
Münazaralarında da iki görüş vardır:
Birincisi: O da onların
"orada fesat çıkaracak birilerini mi yaratacaksın?”
sözleridir (Bakara: 30).
İkincisi: Onların: Allah bizden daha
kıymetli ve bizden daha bilgili birini yaratmaz, sözleridir. Bunu
Hasen, demiştir. Bu da müfessirlerin çoğunun
görüşüdür. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’den
şöyle dediği rivayet edilmiştir: Aziz ve celil
olan Rabbimi gördüm, bana:
"Yüksek kurul
neyi tartışıyor?” dedi. Ben de: Sen daha iyi bilirsin, ya Rabbi, dedim. O da
şöyle dedi: Kefaretleri ve dereceleri
tartışıyorlar; kefaretler: Soğuk sabah vakitlerinde abdesti tam almak, cemaatle
namazlara gitmek, namazın ardından namazı beklemektir. Dereceler ise şunlardır:
Selamı yaygınlaştırmak, yemek yedirmek, insanlar uyurlarken gece namaz kılmak. 7
7 - Hadisin Suyuti'nin er - Dürrü'l - Mensurunda
çeşitli rivâyetleri vardır; İmam Ahmed
de Müsned'de Muaz'dan rivayet edilen uzun bir hadiste (5/243) rivayet etmiştir.
75
"Ey İblis, iki elimle yarattığım şeye secde etmekten
seni ne men etti? Kibir mi tasladın yoksa yücelenlerden mi oldun?"
76
Dedi:
"Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın; onu
ise çamurdan yarattın".
"Kibir mi tasladın?": Yani secde etmemekle
kendin kibir mi gösterdin
"yoksa yücelenlerden mi oldun?": Yani kibir
gösteren kimselerden olduğun için mi kibir gösteriyorsun?
77
Dedi:
"Çık oradan; çünkü sen kovuldun!"
"Çünkü sen kovuldun": Yani kınama ve lanetle
kovuldun, demektir.
78
"Şüphesiz ceza gününe kadar lanetim senin üzerinedir".
79
Dedi: "Rabbim, diriltilecekleri güne kadar bana süre
ver".
80
Dedi: "Şüphesiz sen süre verilenlerdensin".
81
"Bilinen vaktin gününe kadar".
“Bilinen vaktin gününe kadar": O da sura ilk
üfürmedir. O da mahlukatın ölüm anıdır.
82
Dedi: "Senin gücüne yemin olsun ki, mutlaka onların
hepsini azdıracağım".
83
"Ancak onlardan ihlaslı kulların hariç".
"Febiizzetike” yemindir, gücüne yemin olsun
ki, demektir. Bu kıssada dokunmadıklarımız da A’raf: 12; Hicr: 34 vd. yerlerde
zikredilmiştir.
|