Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Yeni Pencere

Geri

 

SAYFA :

569

 

070 - ME'ÂRİC SÛRESİ

 

CÜZ :

29

 

İleri

Sayfayı Yeni Pencerede Aç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

40

Yine hayır, doğuların ve batıların Rabbine ant içerim ki, biz elbette kadiriz.

41

Onların yerine kendilerinden daha hayırlısını getirmeye. Biz geçilenler de değiliz.

"Fela uksimu": Bunun üzerinde de el - Hakka: 38’de konuşmuştuk. Doğular ve batılardan maksat, her günün doğusu ve batısıdır.

"Biz elbette kadirleriz, onların yerine kendilerinden daha hayırlısını getirmeye": Yani onlardan daha mükemmelini ve günah işledikleri takdirde dönüp Allah’a itâat edenini getirmeye, demektir.

"Biz geçilenler değiliz": Bu da Vakıa: 60’da tefsir edilmiştir.

42

öyleyse bırak onları, dalsınlar ve oynasınlar, tehdit edildikleri günlerine kavuşana dek.

"Bırak onları dalsınlar” bâtılla

"oynasınlar” dünyalarında.

"Hatta yulâkû": İbn Muhaysın, yelkavyevmehümüllezi yuadun” şeklinde okumuştur ki, o da kıyamet günüdür. Bu emir ise de manası tehdittir.

Müfessirler bunun kılıç âyetiyle neshedildiğini söylemişlerdir. Bunun, kıyamet gününe kavuşma olduğunu söylersek, nesih için bir anlam kalmaz.

43

O günde kabirlerinden hızlıca çıkarlar, sanki dikili şeye (hedefe) hızla koşuyorlar.

"O günde kabirlerden hızla çıkarlar": Yani koşu yapıyorlarmış gibi hızla atılırlar.

 "Keennehüm ilâ nusubin": İbn Âmir, Hafs da Âsım rivâyetinde nunun ve şadın zammesiyle okumuşlardır.

İbn Cerir şöyle demiştir: O, ensab'ın tekilidir, onlar da taptıklan ilâhlardır. Buna göre mana şöyle olur: Sanki onlar ibadet ettikleri ilâhlarına koşuyorlar. İbn Kesir, Âsım, Nâfi, Hamze ve Kisâi, nunun fethi ve şadın sükunu ile (nasbin) okumuşlardır. Bu da birinci okuyuşla aynı manayadır, ancak bu mastardır, meselâ nasabtüş şey'e ensıbuhu nasben denir. Katâde, manası şöyledir, demiştir: Sanki onlar dikili bir şeye (hedefe) doğru koşuyorlar. İbn Cerir de, yorumu şöyledir, demiştir: Sanki onlar dikili bir puta doğru koşuyorlar. İbn Abbâs, Ebû Miclez ve Nehaî, nunun ref'i ve şadın sükunu ile "nusbin” okumuşlardır. Hasen, Ebû Osman en - Nehdi ve Âsım el - Cahderi de nunun ve şadın birlikte nasbi ile "ilâ nasabin” okumuşlardır. Nash, nusb ve nusub okunur.

Ferrâ’ şöyle demiştir: Nasb ile nusb aynı manayadır, o da mastardır, çoğulu da: Ensab’tır.

Zeccâc da şöyle demiştir: Nasb ve nusub: Dikili bayraktır.

Ferrâ’ da: îyfad (yufidun): Hızla koşmaktır, demiştir.

44

Gözleri yerde, onları bir horluk bürümüş olarak. İşte bu, tehdit edildikleri gündür.

"Terhakuhum zilletim": Ebû’l - Mütevekkil, Ebû’l - Cevza ve Amr b. Dinar tenvinsiz olarak ve mimin cerri (kesresi) ile "zilletü zalikel yevmi” okumuşlardır. Sûrenin kalan kısmının açıklaması da Mearic: 42’de geçmiştir.

71-NUH SÛRESİ

Mekke'de inmiştir. 28 ayettir. Tamamı ittifakla Mekki'dir.

Bismillahirrahmanirrahim

1

Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, kavmini kendilerine acıklı bir azap gelmeden önce uyar, diye.

2

(Nûh) dedi:

"Ey kavmim, gerçekten ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım".

"En enzir kavmeke": Yani bien enzir kavmeke, demektir.

"Acıklı azap” da: Suya boğmadır.

3

"Allah’a ibadet edin, O'ndan sakının. Bana itâat edin” diye.

"Eni’budullahe":

İbn Kesir, Nâfi, İbn Âmir, Kisâi ve Ali b. Nasr da Ebû Amr’dan, nunun zammı ile "enu’budullahe” okumuşlardır.

Âsım, Hamze, Abdülvaris de Ebû Amr'dan, nunun kesri ile "eni’budullahe” okumuşlardır.

Ebû Ali de şöyle demiştir: Zamme ile okuyan kesreden hoşlanmaz.

"Ve etiuniye": Ya’kûb her iki halde de ye ile okumuştur.

4

"Sizin için günahınızdan bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Şüphesiz Allah’ın süresi, geldiği zaman ertelenmez, eğer bilseydiniz".

"Min zünubiküm":

"Min” burada zaittir, mana da: Yağfir leküm zünubeküm, demektir. Bunu Süddi ile Mukâtil, demişlerdir.

Zeccâc da şöyle demiştir:

"Min” buraya diğer eşyaların arasından günahları vurgulamak için getirilmiştir, bazı günahlar demek değildir,  

"fectenibür ricse minelevsan” (Hac: 30) âyetinde de böyledir. Bazı maani Âlimleri de, bunun ba’zı manasına olduğunu söylemişlerdir ki,

Mana da şöyledir: îman vaktine kadar işlediğiniz günahları bağışlasın.

"Sizi ertelesin” azaptan,

"belli bir süreye kadar": O da ecellerinin sonudur,

Mana da şöyledir: Ecelleriniz geldiği zaman azap görmeden ölürsünüz.

"Allah'ın süresi":

Bunda da üç görüş vardır:

Birincisi: O ölüm ecelidir, bunu da Mücâhid, demiştir: o zaman mana şöyle olur: Allah’ın sizin için tesbit ettiği ecel geldiği zaman ertelenmez, o zaman da iman etmeniz mümkün olmaz.

İkincisi: O, öldükten sonra dirilme ecelidir, bunu da Hasen, demiştir.

Üçüncüsü: Azap ecelidir, bunu da Süddi ile Mukâtil, demişlerdir.

5

Dedi: "Rabbim, gerçekten ben kavmlmi gece gündüz davet ettim."

6

"Davetim onların ancak kaçmalarını artırdı".

"Davetim onların ancak kaçmalarını artırdı": Yani imandan uzaklaşmalarını artırdı.

7

"Gerçekten ben onları, senin onları bağışlaman için ne zaman davet etti isem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler. Direttiler ve büyüklük taslamakla büyüklük tasladılar".

"Gerçekten ben onları ne zaman davet etti isem” iman ve taate

"parmaklanın kulaklarına tıkadılar” sesimi işitmemeleri için,

"Elbiselerine büründüler", beni görmemeleri için yüzlerini kapattılar.

"Direttiler” küfürlerinde

"ve büyüklük tasladılar” sana iman etmekten ve bana tabi olmaktan.

8

"Sonra gerçekten ben onları açıkça davet ettim".

"Sonra gerçekten ben onları açıkça davet ettim": Davetimi açıktan yaptım.

İbn Abbâs: En yüksek sesimle, demiştir.

9

"Sonra gerçekten ben onlara açıkladım ve gizlemekle gizli söyledim".

"Sonra gerçekten onlara açıkladım": Yani onlara açık daveti tekrarladım "ve gizlemekle gizli söyledim":

İbn Abbâs şöyle demiştir: Her adamla gizlice teker teker konuştum, onu senin birlik ve ibadetine davet ettim.

10

Dedim: "Rabbinize istiğfar edin. Çünkü O, çok bağışlayandır".

"Dedim: Rabbinize istiğfar edin":

Müfessirler şöyle demişlerdir: Allah yağmurlarını kesti ve kadınlarını kırk yıl kısır bıraktı. Nûh onlara şöyle dedi:

"Rabbinize istiğfar edin": Şirkten, yani birleyerek O’ndan bağışlanmanızı dileyin.

 

 

 

 

Ana Sayfa (Kur'an-ı Kerim) Aynı Pencere

Geri

 

(T :  M : 1201  H : 597)

 

EZ-ZÂDU'L-MESÎR TEFSÎRİ - (TÜRKÇE)

 

HANBELÎ

 

İleri

Sayfayı Büyüterek Aynı Pencerede Aç