|
Bu
hayvanlar, ancak büyük zorluklarla ulaşabileceğiniz yerlere yüklerinizi
taşırlar. Şüphesiz ki rabbiniz, çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Bu hayvanlar, büyük zorluklar
içerisinde gidebileceğiniz sarp yerlere yüklerinizi taşırlar. Şüphesiz ki bu
hayvanları sizin emrinize veren rabbiniz, sizin için çok şefkatli ve çok
merhametlidir. Zira o, size olan merhameti sebebiyle bu hayvanlan size itaatkâr
kılmasaydı, onlara asla güç yetiremezdiniz. Şüphesiz ki bunları sizin emrinize
veren rabbiniz çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Allah,
binmeniz ve süs hayvanı edinmeniz için, atları, katırları ve merkepleri yarattı.
Henüz bilmediğiniz daha nicelerini yaratacaktır.
Âyet-i kerime’de, at, katır ve
merkeplerin, binilmek ve süs hayvanı olarak kullanılmak üzere yaratıldığı beyan
edilmekte fakat bu hayvanların etlerinin yenilip yenilmeyeceği hususunda bir
açıklık bulunmamaktadır. Bu sebeple bu hayvanlardan at etinin yenilmesinin haram
olup olmadığı hususunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşleri şöylece
özetlemek mümkündür:
a-
Ebû Hanife ve ona katılan diğer Fıkıh
âlimleri, at eti yemenin haram olduğunu söylemişler ve delil olarak ta şunları
zikretmişlerdir:
aa-
Allahü teâlâ bu âyet-i kerime’de atı, Hadis-i
Şeriflerde, yenilmesinin haram olduğu beyan edilen, katır ve merkeple birlikte
zikretmekte ve bunların, sadece binilmek ve süs eşyası olarak kullanılmak üzere
yaratıldığını beyan etmektedir. Bu da at etinin yenilmesinin haram olduğunu
gösterir,
bb-
Abdullah b. Abbasın, at, katır ve merkep
etlerini yemeyi hoş karşılamadığı ve şöyle dediği rivâyet edilmektedir: -"Allahü
teâlâ "Allah, hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için ısıtacak
şeyler ve pek çok faydalar vardır. Bir kısmının etlerini de yersiniz." buyurmuş,
etleri yenilenleri beyan etmiş bu âyette de "Allah, binmeniz ve süs hayvanı
edinmeniz için atları, katırları ve merkepleri yarattı." buyurarak binek
hayvanlarını beyan etmiştir.
cc-
Halid b. Velid diyor ki:
"Resûlüllah
(sallallahü aleyhi ve sellem) at, katır ve
merkep etinin yenilmesini yasakladı. Ebû Dâvûd, K. et
Et'ıme bab: 26, Hadis No: 3790/İbn-i Mâce, K. ez-Zebaih, bab: 14, Hadis No: 3198
/ Nesâi, K. es-Sayd, bab: 30, Hadis No: 3336
Ebû Davud
bu hadisi Rivâyet ettikten sonra, bunun mesüh olduğunu,
Resûlüllah’ın
sahabilerinden
Abdullah b. Zübeyr, Fadâle b. Ubeyd, Enes b. Mâlik, Esma binti Ebû Beldr, Suveyd
b. Ğafie ve Alkame, at eti yediklerini, Kureyşlilerin,
Resûlüllah’ın
döneminde at kestiklerini rivâyet etmektedir. İmam Nevevî ise bu hadisin zayıf
olduğunu söylemiştir.
b-
Alimlerin çoğunluğu ise, katır ve merkep etinin haram olmasına karşılık, at
etinin yenilmesinin caiz olduğunu söylemişler ve
Cabir b. Abdullah (radıyallahü anh) dan
rivâyet edilen şu Hadis-i Şerifi delil göstermişlerdir. Cabir diyor ki:
"Reşululullah
(sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber savaşında ehlî eşeklerin etlerinin
yenilmesini yasakladı. At etinin yenilmesine ise izin verdi.
Buhari, K. el-Megazi, bab: 38, K. ez-Zebaih
bab: 26 Hadis No: 28 / Müslim K. es-Sayd, bab: 36 Hadis No: 1941 / Ebû Dâvûd, K.
el- Et'ıme, bab: 26, Hadis No: 3788-3789
Hazret-i Ebubekirin kızı Esma
(radıyallahü anhâ) diyor ki:
"Biz,
Resûlüllah
(sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında at
kestik ve etini yedik." Müslim. K. es-Sayd bab: 38,
Hadis No: 1942
Âyet-i kerime’nin sonunda "Daha
nicelerini yaratacaktır." ifadesi vardır. Bu ifade, biz Mü’minleri, binilecek ve
her türlü ihtiyaç için kullanılacak vasıtaları icadetmeye teşvik etmekte ve
adıgeçen hayvanların dışında, Özellikle günümüzde kullanılan taşıt araçlarının
icadedileceğine işaret etmektedir. Bu sürecin sonu yoktur. Bu sahadaki ilerleme
kapısı kıyamete kadar açıktır. Bu da Kur'an-ı Kerimin mucize olduğunu gösteren
delillerden bir tanesidir.
Doğru
yolu size açıklamak Allah’a aittir. Eğri yollar da vardır. Allah dileseydi
hepinizi doğru yola sevkederdi.
Abdullah b. Abbas, Ali b. Ebi Talha, Katade
ve
Dehhak bu âyet-i kerime’yi, mealde verildiği
şekilde izah etmişlerdir.
Taberi
de bu görüşü tercih etmektedir. Bunlara göre
âyetin izahı şöyledir: "Doğru yol olan İslamı açıklamak Allah’a aittir,
Yahudilik, Hıristiyanlık gibi haktan sapan eğri yollar da vardır. Eğer Allah
dileyecek olsaydı sizin hepinizin iradenizi elinizden alarak sizi doğru yola
sevkederdi. Fakat o böyle yapmadı, sizi, hakkı bâtıldan ayrdetmekte serbest
bıraktı. Kim doğru yolu tutarsa kendi menfaatinedir. Kim de doğru yoldan saparsa
zararı kendisinedir.
Mücahid
ise bu âyet-i kerime’yi şöyle izah etmiştir: Hak yol, Allah’a giden yoldur. O
da, Allah'ın gösterdiği yoldur. Bu hak yoldan sapan bir kısım insanlar vardır.
Eğer Allah dileseydi, sizin hepinizi, kendisine ulaştıran hak yola sevkederdi."
İbn-i Kesir,
Mücahidin görüşünü tercih etmektedir.
Size
semadan su indirme O’dur. Siz ondan içersiniz. Hayvanlarınızı otlattığınız
bitkiler de o su ile yetişir.
Allahü
teâlâ bundan önceki âyet-i kerimelerde, çeşitli hayvanları insanlar
için yarattığını ve insanları çeşitli bineklerle taşıttığını beyan ettikten
sonra bu âyet-i kerime’de de gökten yağmur yağdırdığını, insanların, o
yağmurlardan elde edilen sulardan içtiklerini, çeşitli bitkilerin o sularla
büyüyüp hayvanlara gıda olduğunu beyan ediyor, bundan sonra gelen âyette ise
insanların yiyeceklerinin de gökten inen bu yağmurlar vasıtasıyla meydana
geldiğini bildiriyor.
Allah,
semadan inen su ile, ekini, zeytini, hurmayı, üzümleri ve bütün meyve
çeşitlerini yetiştirir. Şüphesiz ki bunda, düşünen bir topluluk için büyük bir
ibret vardır.
Evet, gökten indirilen su ile,
insanların, hayvanların, bitkilerin sulanmasında, selim akıl sahibi olan ve
düşünen bir toplum için Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren apaçık bir
delil vardır.
Bu hususta başka bir âyet-i
kerime’de de şöyle buyurulmaktadır: "O şeyler mi hayırlıdır, yoksa gökleri ve
yeri yaratan ve sizin için gökten su indiren mi? Ki biz o su ile, birtek ağacını
bile bitiremeyeceğiniz nice güzel bahçeler yetiştirdik. Allah ile beraber başka
bir ilâh mı var? Hayır, fakat onlar, haktan uzaklaşan bir kavimdir.
Nem Sûresi, âyet: 60.
Allah,
geceyi, gündüzü, güneşi ve ay'i hizmetinize âmâde kılmıştır. Yıldızlar da
Allah'ın emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda, aklını kullanan bir
topluluk için nice ibretler vardır.
Allahü
teâlâ bu âyet-i kerime’de de, yarattığı çeşitli gezegenleri, insanın
faydalanmasına tahsis ettiğini, gündüzü rızık temini için, geceyi de istirahat
için yarattığını beyan etmekte, yıldızların da kendilerine boyun eğdiklerini
açıklamaktadır.
Yeryüzünde yarattığı çeşitli renklerdeki varlıkları da sizin hizmetinize verdi.
Şüphesiz ki bunda, düşünen bir topluluk için büyük bir ibret vardır.
Allah, yeryüzünde yaratmış olduğu
çeşitli renklerdeki hayvan, ağaç, meyve ve bitkleri de sizin menfaatinize tahsis
etti. O halde bu nimetlere karşı şükredin. Şüphesiz ki bu nimetlerde, düşünüp
ibret alan bir toplum için Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren büyük bir
delil vardır.
İçinizden
taze et yemeniz ve ondan, takındığınız süs eşyasını çıkarmanız için denizi
emrinize veren Allah’tır. Sen, gemilerin denizi nasıl yararak gittiklerini
görürsün, Allah bunu, lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için böyle
yapmıştır.
Allahü
teâlâ bu âyet-i kerime’de de, denizleri insanların hizmetine
verdiğini beyan ediyor. Onlar, denizden taze et çıkarıp yiyorlar. İnci, Mercan
ve benzeri çeşitli süs eşyaları çıkarıp kullanıyorlar. Denizin üzerinde akıp
giden gemilere binerek yolculuk yapıyor ve ağır yüklerini taşıyorlar. Kullara,
bütün bunları emirlerine veren rablerine şükretmekten başka ne yaraşır?
|