|
154
Allah
yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu
bilemezsiniz.44
44. Âyette, şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. Aynı anlamda bir
ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. âyetine bakınız.
155
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden
eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
156
Onlar;
başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve
şüphesiz O'na döneceğiz" derler.
157
İşte
Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar
da işte bunlardır.
158
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim
hac ve umre niyetiyle Kâbe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir
günah yoktur.45 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah
onu bilir, karşılığını verir.
45. Safa ile Merve, Kâbenin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. Bu iki
tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan "say", Hazret-i İbrahim, eşi Hacer
ve oğlu İsmail'e dayanan bir geleneğin ihyası olup, haccın ve umrenin
vaciblerindendir. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor
ve müşrikler de bu tepeler arasında say ediyorlardı. İslâm gelince mü'minler, bu
eski müşrik uygulaması sebebiyle, Safa ve Merve arasında say etmekten endişe
etmişlerdi. Bu âyet onların endişesini gidermektedir.
159
İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları
gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet etme
konumunda olanlar lânet eder.46
46. Lânet etme konumunda olanların, Allah, melekler ve insanlar olduğu, bu
sûrenin 161. âyeti ile, Âl-i İmran sûresinin 87. âyetinde açıklanmıştır.
160
Ancak
tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar
(lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tevbelerini kabul ederim.
Zira ben tevbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.
161
Fakat
âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın,
meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir.
162
Onlar
ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne
de yüzlerine bakılır.
163
Sizin
ilâhınız bir tek ilâhtır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân'dır, Rahîm'dir.47
47. "Rahmân" ve Rahîm" kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci
âyetinin dipnotuna bakınız.
|