Bu görüşler arasında doğru
olan
İmam Malik'in görüşüdür.
Çünkü
Kur'ân-ı Kerim âhâd haberlerle sabit olmaz. Onun sübut yolu hakkında
ihtilafın sözkonusu olmadığı
kati tevatürdür.
İbnul-Arabî der ki: "Bunun
(yani besmelenin) Kur'ân-ı Kerim'den
olmadığını anlamak için insanların onun hakkındaki ihtilafları
yeterlidir. Çünkü Kur'ân-ı Kerim hakkında
ihtilaf edilmez.
Tenkid edilmeleri sözkonusu olmayan sahih haberler de Besmele'nin Nemi sûresi
dışında Fatiha veya bir başka sûreden olsun bir âyet olmadığını ortaya koymaktadır. Müslim, Ebû Hureyre'nin şöyle dediğini
rivayet etmektedir:
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve
sellem)'ı
şöyle buyururken dinledim: "Aziz ve celil olan
Allah buyuruyor
ki, Ben namazı (yani Fatiha sûresini)
kendim ile kulum arasında iki yarıya böldüm ve kuluma istediğini vereceğim.
Kul: "Hamd alemlerin rabbi olan
Allah'a mahsustur"
dediği
takdirde, Yüce Allah: Kulum Bana
hamdetti, der. Kul: "Rahman ve rahîm" dediğinde
yüce Allah: Kulum Bana sena etti,
der. Kul: "Din gününün maliki" dediğinde,
yüce Allah: Kulum Benim
şanımı yüceltti, der. -Bir defasında da: Kulum herşeyin benden olduğunu
ifade etti, der.- Kul: "Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım
dileriz" dediğinde
yüce Allah: Bu Benim ile kulum
arasındadır ve kuluma istediğini vereceğim,
der. Kul: "Bizi dosdoğru yola, kendilerine nimet
verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğramışların ve sapıkların yoluna değil" dediğinde
yüce Allah: "İşte bu kuluma aittir ve kuluma istediği verilecektir."[285] [179]
Yüce Allah'ın:
Namazı: ". . . Ayırdım demekten" kastı Fatiha süresidir. Fatiha sûresine
"namaz" adını veriş
sebebi, Fatihasız namazın sahih olmamasıdır.
Yüce Allah
ilk üç âyeti kendisine ayırmış ve
şanı
yüce zatına tahsis etmiştir. Bu ilk üç âyet hakkında müslümanların ihtilafı
yoktur. Dördüncü âyetin, kendisi
ile kulu arasında olduğunu ifade etmiştir.
Çünkü bu
âyet-i kerime kulun Rabbi
önünde
zilletini arzedişini, O'ndan yardım isteyişini ihtiva etmektedir. Bu ise
yüce Allah'ı ta'zimi de ihtiva eder. Daha sonraki üç âyet-i
kerime ile de Fatiha sûresi yedi âyete tamamlanmış
olmaktadır. Bunların üç âyet-i kerime olduğunu ifade eden de hadis-i
şerifte geçen : "İşte bunlar da kuluma aittir" demesidir. Bunu
İmam Mâlik rivayet
etmektedir. Burada "(Bunlar yerine): Bu
ikisi"dememektedir.
İşte bu
da:
Üzerlerine nimet verdiğin
kimseler...." âyetinde âyetin sona erdiğini göstermektedir.
İbn
Bukeyr der ki: Mâlik dedi ki:
Üzerlerine nimet
verdiklerin...." âyeti âyet sonudur. Yedinci âyet ise, bundan sonra
gelen ve sûrenin sonuna kadar devam eden buyruktur.
Yüce Allah'ın
bu şekilde yaptığı
paylaştırma ile Hazret-i
Peygamber'in Ubeyy
(radıyallahü anh)'a: "Namaza başladığın
zaman nasıl okursun?" sorusuna onun: "Ben "alemlerin Rabbi
Allah'a hamdolsun"
âyetini okudum ve sûreyi sonuna kadar devam ettim"[286] [180]
demesi de Besmelenin Fatiha'dan bir âyet-i kerime olmadığını göstermektedir.
Aynı
şekilde Medine,
Şam ve Basra halkıyla ve kurranın büyük çoğunluğu:
Kendilerine nimet verdiklerini âyet sonu kabul etmişlerdir.
Yine Katâde de Ebu Nadra'dan, o Ebu Hureyre'den
şöyle dediğini
rivayet etmektedir: Altıncı âyet-i kerime: kendilerine nimet verdiklerin" buyruğudur. Küfe halkından olan
kurra ve fu-kaha ise bu sûrede "bismillahirrahmânirrâhim"i bir âyet
saymış fakat kendilerine nimet verdiklerin"i âyet sonu kabul
etmemişlerdir.
Eğer:
Besmele
mushafta yazılı bulunmaktadır. Ayrıca Kur'ân hattı ile yazılmış olup tıpkı Nemi sûresinde olduğu gibi, Kur'ân gibi nakledilmiştir ve bu
şekilde
nakil onlardan tevatür yoluyla gelmiştir,
denilecek olursa
şu
cevabı veririz: Sözünü ettiğiniz
şey doğrudur.
Fakat bu şekilde
nakil edilmesi ve yazılışı
Kur'ân-ı Kerim'den olduğundan mıdır, yoksa sûrelerin
birbirlerinden ayrıldığını
belirtmek için midir? Nitekim ashab-ı kiramdan: Biz
"bismillahirrahmânirrâhim"
âyeti
nazil olmadıkça bir sûrenin bittiğini
anlayamıyorduk,
dedikleri Ebu Davud tarafından
rivayet edilmiştir.[287] [181]
Yahut bu besmele, teberrüken mi yazılmıştır?
Nitekim ümmet, kitap ve mektupların baş
taraflarında besmele yazmak üzerinde ittifak etmiştir. Bütün bunlar ihtimal dahilindedir. el-Cüreyrî
der ki: el-Hasen'e:
"Bismillahirrahmânirrâhim" hakkında soru soruldu şu
cevabı verdi: Bu, mektupların baş
taraflarında yazılır. Yine el-Hasen
der ki: Bismillahirrahmânirrâhim âyeti yalnızca Ta-Sin
(en-Neml) sûresinde yer alan: "Muhakkak
ki o Süleyman'dandır
ve şüphesiz ki o bismillahirrahmânirrâhim
(diye başlamaktadır). "(en-Neml,
27/30) dışında Kur'ân-ı Kerim'den bir ifade olarak nazil olmuş değildir.
Bu konudaki tartışmaların
hakkında nihaî hükmü verecek olan ifade
şudur:
Kur'ân-ı Kerim düşünme
kıyas
ve istidlal ile sabit olmaz. Aksine Kur'ân-ı Kerim, zorunlu bilgiyi
gerektiren, kesin mütevatir olan nakille sabit olur. Diğer
taraftan, her sûrenin baş
taraflarında ilk âyet olup olmadığı
hususunda
Şafiî'nin
görüşleri
farklı farklı gelmiştir. Bu da besmelenin
her sûrenin bir âyeti olmadığını göstermektedir.
Allah'a hamdolsun.
Eğer: Bir
grup ilim adamı, Besmele'nin Kur'ân-ı Kerim'den olduğunu rivayet etmiş,
hatta Darakutni bu rivayetlerin sahih olduğunu
belirttiği bir cüzde bunları bir
araya getirmeyi
üstlenmiştir, denilecek olursa
cevabımız
şu olur: Biz bu konudaki rivayeti reddetmiyoruz. Buna zaten
işaret de etmiş idik. Buna karşılık
bizim lehimize delil olacak sabit olmuş
haberler vardır. Bunları güvenilir imamlar ve sağlam
fakihler rivayet etmiştir.
Müslim'in Sahih'inde Hazret-i Aişe'nin
şöyle dediği
rivayet edilmiştir.
Rasülullah (sallallahü aleyhi ve
sellem) namaza tekbirle ve "elhamdülillahi rabbil alemin"i
okuyarak başlardı. . . Hadis, bütünüyle biraz sonra gelecektir.
Yine Müslim, Enes b. Malik'in şöyle dediğini
rivayet
etmektedir.
Peygamber
(sallallahü aleyhi ve sellem)'ın Ebû
Bekir ve Ömer (radıyallahü anhum)'ın
arkalarında namaz kıldım. Bunlar namaza "elhamdülillahi rabbil âlemin"i
okuyarak başlıyorlar
ve ne kıraatin başında ne de sonunda
"bismillahirrahmânirrâhim" demiyorlardı.[288] [182]
Diğer
taraftan
bu konuda bizim kabul ettiğimiz görüş çok
büyük bir delil ile de ağırlık kazanmaktadır. Bu,
aklın kabul ettiği bir husustur.
Şöyle ki,
Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem)'ın Medine'deki mescidi üzerinden asırlar geçmiş
bulunmaktadır.
Rasülullah
(sallallahü aleyhi ve sellem)'ın
zamanından
İmam Malik'in
dönemine kadar (ve günümüze kadar)
o mescidde hiçbir kimse Sünnete tabi olduğundan
dolayı "bismillahirrahmânirrâhim"i okumuş değildir.
Bu sizin konu ile ilgili rivayet ettiğiniz
hadisleri reddetmektedir.
Şu kadar
var ki, bizim mezhebimizin ilim adamları, nafile namazlarda besmelenin okunmasını sevap
görmüşlerdir. Onun okunacağına dair varid olmuş
haberler buna veya bu konuda genişlik
bulunduğuna hamledilerek açıklanır.
İmam Mâlik der ki:
Nafile namaz kılarken ve Kur'ân-ı Kerim'i başkasının huzurunda okurken, besmelenin okunmasında bir mahzur
yoktur.
İmam Malik'in ve onun mezhebine mensup
ilim adamlarının genel görüşü
şu ki:
Besmele Fatiha'run da başka bir
sûrenin de (ilk) âyeti değildir. Farz namaz olsun, başkasında olsun namaz kılan kimse, gizli
olsun açıkta olsun besmeleyi okumaz. Bununla birlikte nafilelerde
okuması caizdir. İmam Malik'in mezhebine mensup ilim
adamlarınca meşhur olan görüş budur.
İmam Malik'ten gelmiş bir başka
rivayete göre, Besmele nafile
namazlarda ve sûrenin baş tarafında
okunabilir. Ancak Fatiha'nın başında okunmaz.
İbn
Nafi'in ondan (Malik'ten) rivayetine göre farz ve nafile namazlarda kıraatin başında okunacağını
ve hiçbir
şekilde terkedilmeyeceğini ifade etmektedir: Medine halkından
şöyle diyenler de vardır. Onda -kıraatin
başında- bismillahirrahmânirrâhim'in okunması mutlaka
gereklidir. Bu görüşü savunanlar arasında
İbn
Ömer ve
İbn
Şihab da
vardır.
Şafiî,
Ahmed,
İshak, Ebu Sevr ve Ebu Ubeyd'in görüşü de
budur.
İşte bu, meselenin içtihadı bir mesele olduğunu, kati olmadığını
göstermektedir. Görüşlerini kabul ettiğimiz
takdirde, aksi görüşte olan müslümanları tekfir etmek gereken birtakım cahil
ve kendisini fukahadan zanneden kimselerin sandıklan gibi değildir.
Çünkü
bu konuda sözü geçen görüş ayrılığı vardır.
Bir grup ilim adamı da
Fatiha ile birlikte gizlice okunacağı
kanaatindedir. Ebu Hanife ve es-Sevri
bunlardandır..Ömer,
Ali, İbn
Mes'ud, Ammar ve İbn
ez-Zübeyr (radıyallahü anhum)'dan bu
kanaat rivayet edilmiştir.
Aynı zamanda bu el-Hakem ve Hammad'ın da görüşüdür. Ahmed b.
Hanbel ve Ebu Ubeyd de bu görüşte olduklarını belirtmişlerdir. el-Ezvai'den de buna
benzer bir rivayet gelmiştir.
Bunu Ebu Umer b. Abdi'1-Berr "el-İstizkar" adlı eserinde zikretmektedir. Bunlar, görüşlerine bu konudaki
rivayetleri delil gösterirler
ki bunu Mansur b.
Zâzân, Enes b. Malik'ten rivayet etmektedir. Enes b.
Mâlik dedi ki: Resulullah
(sallallahü aleyhi ve sellem) bize namaz
kıldırdı. "bismillahirrahmânirrâhim"i okuyuşunu
bize işittirmedi.
Ayrıca Ammar b. Ruzeyk'in el-A'meş'ten, Onun
Şube'den, onun Sabit b. Enes'ten
rivayetini de delil gösterirler.
Enes dedi ki:
Peygamber
(sallallahü aleyhi ve sellem)'ın Ebu
Bekir ve Ömer'in arkasında namaz
kıldım. Onlardan herhangi birisinin "bismillahirrahrnânirrâhim"i açıktan
okuduğunu
işitmedim.[289] [183]
Derim ki:
Bu güzel bir görüştür.
Enes'ten gelen rivayetler bu görüşe uygundur. Bununla çelişmemektedir. Bu görüş ile hareket edildiği
takdirde besmelenin okunuşu ile
ilgili görüş
ayrılıklarından da kurtulmak mümkün olur. Said b. Cübeyr'den de
şöyle dediği
rivayet edilmektedir: Müşrikler
mescid-de bulunurlardı. Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem):
"Bismillahirrahmânirrahim" diye okuduğunda onlar:
İşte
Muhammed, Yemame'nin rahmanını -Müseylime'yi kastediyorlar- zikrediyor.
Bunun üzerine Hazret-i Peygamber "bismillahirrahmânirrahim"in gizliden
okunmasını emretti ve bu sefer:
"Namazında
sesini pek yükseltme, fazla da kısma. İkisi
ortası bir yol tut." (el-İsra, 17/110)
âyeti nazil oldu.
Ebu Abdullah et-Tirmizî el-Hakim der ki: Bu uygulama bu günümüze kadar -illet ortadan kalkmış olmakla birlikte -bu şekil üzere kalmaya devam etti. Nitekim tavafta remel yapılması de illet ortadan kalkmış olmakla birlikte, gündüz namazlarında içten okumakta olduğu gibi kalmış, değişikliğe uğramamıştır.
-------------------
[285] [179] Müslim, Salât 38; Muvatta Snlât 39
[286] [180] Muvatta, Salât 37.
[287] [181] Ebû Dâvûd, Salât 120-121 (788. hadis): İbn Abbâs'tan dedi ki: "Peygamber (sav), üzerine "Bismillahirrahmânirrâhim" nazil olmadıkça (bir) sûrenin (diğerinden) ayrıldığını bilmezdi."
[288] [182] Müslim, Salât 52.
[289] [183] Müslim, Salât 50.