Said b. Ebi Sükeyne der ki: Bana
Ali b. Ebi Talib
(radıyallahü anh)'ın
"bismillahirrahmânirrahim"i yazan bir kişiyi
gördüğü haberi ulaştı. O kişiye
şöyle dedi: Bunu güzel bir
şekilde okunaklı olarak yaz.
Çünkü bir kişi,
bunu güzel ve okunaklı bir
şekilde
yazmış,
ona mağfiret
olunmuştur.
Said dedi ki: Yine bana ulaştığına
göre adamın birisi,
üzerinde "bismillahirrahmânirrâlıim" yazısı bulunan bir kağıda baktı. Onu aldı
öptü, gözlerine sürdü, bunun için ona mağfiret olundu.
İşte Bişr el-Hâfî'nin kıssası da bu
kabildendir. O, üzerinde
Allah adının
yazılı olduğu
bir parçayı yerden kaldırdı, ona kokular sürdü. Bundan dolayı da onun
ismi de hoş
kılındı. Bunu el-Kuşeyrî
zikretmektedir.
Nesaî, Ebu'l-Muleyh'ten, o
Rasülullah (sallallahü aleyhi ve
sellem)'ın arkasında bineğe
binen (bir kişi Men
şöyle dediğini rivayet etmektedir. Resulullalı (s. a)
buyurdu ki: "Bineğin
sen üzerindeyken tökezleyecek
olursa, kahrolasıca şeytan,
deme. Çünkü
o bir ev kadar oluncaya kadar büyüdükçe büyür ve: Ben kendi gücümle bunu
yaptım, der. Fakat böyle
diyecek yerde: Bismillahirrahmânirrâhim,
de. O vakit sinek kadar oluncaya kadar küçülüp gider."
Ali b. el-Huseyn de, yüce Allah'ın: "Sen Kur'ân'da Rabbini bir tek olarak zikrettiğin zaman nefret ile arkalarına döner giderler." (el-İsra, 17/46) âyetini açıklarken anlamının: Yani sen: "Bismillahirrahmânirrâhim" dediğin vakit demek olduğunu söylemiştir.
Veki', el-A'meş'ten, o Ebu Vail'den, o
Abdullah b. Mes'ud'dan
şöyle
dediğini
rivayet etmektedir: Allah
tarafından ondokuz zebaniden kurtarılmak isteyen kimse "bismillahirrahmânirrâhim"i
okusun ki yüce Allah da o kimse
için bunun her bir harfi karşılığında her bir melekten
kendisi vasıtasıyla korunacağı
bir kalkan yaratsın. Besmele de yüce Allah'ın
haklarında: "Üzerinde
ondokuz (görevli melek) vardır.
(el-Müddessir, 74/30)
diye buyurduğu cehennem üzerinde görevli melekler sayısınca ondokuz harftir. Bunlar
ayrıca bütün fiillerinde: "Bismillahirrahmânirrâhim" derler.
İşte bundan dolayıdır
ki bu besmele, onlar için bir güç (kaynağı)tür.
Onlar, Allah'ın
ismiyle bu kadar büyük
güce sahip kılınmışlardır.
İbn Atiyye der ki: Kadir gecesiyle
ilgili olarak ilim adamlarının
şu
görüşleri de bunu andırmaktadır. Bazı ilim adamlarının
görüşlerine göre,
Kadir gecesi, yirmiyedinci gecedir. Bunu da
(doksanyedinci sûre olan) Kadr sûresinin
yirmiyedinci kelimesi olan O" kelimesini gözönünde bulundurarak söylerler.
Yine
(rükudan doğrulduğu vakit)
Rabbimiz sana pek çok pek hoş
ve mübarek kılınmış
hamd ile hamd olsun" diyen kimsenin sözlerini yazmak için biribirleriyle yarışırcasına acele eden
meleklerin sayısı ile ilgili, ilim adamlarının görüşleri de buna benzemektedir.
Bu ifade otuz küsur harftir. Bundan dolayı
Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem) da: "Hangisi daha
önce
yazacak diye otuz küsur meleğin
biribirleriyle yarışırcasına
acele ettiklerini gördüm"
diye buyurmuştur.[281] [174]
İbn Atiyye der ki: Bu tür açıklamalar,
tefsire dair güzel nükteler ve açıklamalar kabilindendir. Yoksa sağlam bilgiye dayalı
açıklamalardan sayılmazlar. eş-Şabi
ve el-A'meş'in
rivayetine göre
Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem)
önceleri "Bismikellahumme
(adın ile Allah'ım)" şeklinde yazıyordu.
"Bismillah" diye yazması emroluncaya kadar bu
şekilde yazdı. "Bismillah"
diye yazması emrolununca bu sefer böyle
yazdı.
Yüce Allah'ın:
"De ki: Gerek Allah
diye dua edin ve gerekse Rahman diye dua edin..."
(el-İsra,
17/110)
âyeti nazil olunca
"bismillahirrahmân" şeklinde
yazmaya başladı.
Daha sonra: "O gerçekten Süleyman'dandır ve o gerçekten
bismillahirrahmânirrâhim (rahman ve rahîm olan
Allah'ın ismiyle) diye başlıyor"
(en-Neml, 27/30)
âyeti nazil olunca bu
sefer bu şekilde
(yani bismillahirrahmânirrâhim
şeklinde) yazdı.
Ebu Davud'un Musannef'inde şöyle denilmektedir: eş-Şabi, Ebu Mâlik, Ka-tâde ve Sabit b. Umare'nin dediklerine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Nemi sûresi nazil oluncaya kadar "bismillahirrahmânirrâhim" şeklinde yazmıyordu.[282] [175]
-------------------
[281] [174] Buhârî, Ezan 126; Ebû Dâvûd, Salât 118-119 (770. hadis); Tirmigî, Salât 179; ayrıca bk. Müslim, Mesâcid 149.
[282] [175] Ebû Dâvûd, Salât 120-121 (787. hadis).