Ebu Hureyre'den istiazenin Kur'ân okumadan sonra yapılacağına dair rivayet vardır.
Davud (ez-Zahiri) de bu görüştedir.
Ebu Bekr
İbnü'l-Arabi der ki: "Bazı
kimseler, bu konuda doğruyu isabet ettirmekten o kadar uzak düşmüşlerdir
ki Kur'ân okuyan kişi okumasını bitirdiği vakit koğulmuş olan
şeytandan
Allah'a sığınarak istiazede bulunur demişlerdir."
Ebu Said el-Hudrî
Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem)'ın namazda Kur'ân okumaktan önce istiaze çektiğini rivayet etmektedir.[276] [161]
Bu ise, bu konuda bir nasstır.
Eğer:
Kıraat esnasında, koğulmuş
şeytandan
Allah'a sığınmanın faydası nedir, diye sorulacak olursa, cevabımız
şu olur: Bunun faydası emre itaat etmek ve onu yerine
getirmektir. Şer'i emir ve hükümlerin,
ister emir olsun, ister uzak kalınması istenen bir nehiy olsun, onları
yerine getirmek suretiyle onların hakkını ifa etmekten başka
bir faydalan yoktur.
Bunun faydası, kıraat esnsında şeytanın vesvesesinden
Allah'a sığınmak
ve emrini yerine getirmek olduğu da söylenmiştir.
Nitekim yüce Allah,
şöyle buyurmaktadır:
"Senden
önce ne kadar bir resul ve bir
peygamber gönderdi isek, mutlaka o birşey söylemek
istediği zaman
şeytan
onun sözüne birşeyler katmak istemiştir."
(el-Hacc, 22/52)
İbnu'l-Arabi der ki:
"Bizim bu konuda duyduğumuz en garib görüşlerden
birisi de
İmam Mâlik'in
"el-Mecmua"da yer alan ve yüce Allah'ın:
"Kur'ân'ı okuduğun zaman, o koğulmuş şeytandan Allah'a sığın" (en-Nahl, 16/98) âyeti ile ilgili olarak ileri sürdüğü şu görüşüdür: Bu Allah'a sığınma namazda Kur'ân okuyan kimse için Fatihayı okuduktan sonra olur. Ancak bu görüşe dair herhangi bir rivayet varid olmamıştır. Ve rivayetlerin tedkiki esnasında da bu görüşü destekleyen bir şey bulunmaz. Şayet bazı kimselerin ileri sürdükleri gibi bu, istiaze Kur'ân okumaktan sonradır anlamında ise, bu iddia, namazda Fatihayı okumayı tahsis etmek demek olur ki, oldukça aşırıya kaçan bir iddia olur. Bu, İmam Mâlik'in kabul ettiği usule ve anlayışına uygun görünmüyor. Şanı yüce Allah da bu rivayetin içyüzünü en iyi bilendir.
-------------------
[276] [161] Nevevi, Ebû Said el-Hudri yoluyla gelen bu hadisin "garib" olduğunu belirtmektedir. el-Mevcû, Cidde, tarihsiz, III, 279.