Kur'ân-ı Kerim sûreleri, sair amellerin faziletlerine dair
uydurmacıların uydurduğu,
iftiracıların ortaya koyduğu yalan
hadislerle, batıl haberlere iltifat edilmez. Bu gibi hataları pek çok
kimse işlemiştir. Bu
hataları işleyenlerin bunda gözettikleri
maksatlar, farklı farklıdır. Zındıklardan Kufeli Muğire b. Said, zındıklığı dolayısıyla asılmış bulunan
Şamlı
Muhammed b.
Said ve benzeri bazı zındıklar, hadis uydurmuş ve bu hadisleri başkalarına
da nakletmişlerdir. Maksatları ise,
insanların kalplerine
şüphe yerleştirmektir. Mesela Muhammed b. Said'in Enes b.
Mâlik'ten rivayetine göre güya
Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem)
şöyle buyurmuş:
"Ben
peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra
peygamber olmayacaktır.
Allah'ın dilemesi
müstesna." Burada böyle
bir istisnayı eklemesinin sebebi propagandasını yaptığı inkar ve zındıklıktır.
Derim ki:
Bunu İbn Abdi'l-Berr "et-Temhid" adlı eserinde zikretmiş ve hakkında birşey
söylememiştir.
Bunun yerine buradaki istisnayı rüyaya hamlederek yorumlamıştır.[267] [143]
Doğrusunu en iyi bilen
Allah'tır.
Kimileri, hadisi insanları davet ettikleri bir heva ve
arzularını kabul ettirmek kasdıyla uydurmuştur. Haricilerin ilim adamlarından birisi, tevbe ettikten
sonra şunları söylemiş: Bu
hadisler bir dindir. O bakımdan dininizi kimden alıp
öğrendiğinize
iyi dikkat ediniz. Bizler
önceleri
(ben tevbe etmeden
önce)
birşeyi arzu ettik mi, onu hadis diye ileri sürüverirdik.
Bazıları -iddia ettikleri gibi- hadisi hayır umarak, ecir
bekleyerek uydurmuşlardır.
Bu hadisleriyle onlar, insanları faziletli amellere çağırıyorlardı. Nitekim Ebu
İsmet Nuh b. Ebî Meryem el-Mervezi ile Muhammed b. Ukaşe el-Kirmani, Ahmed b. Abdullah
el-Cüveybarî ve başkalarından bu maksatla hadis uydurduklarını belirttikleri
rivayet edilmiştir. Ebu
İsmet'i: Sen
İkrime'den,
o
İbn Abbas'tan Kur'ân-ı Kerim'in sûre sûre faziletlerine dair
rivayetleri nerden aldın? diye sorulunca,
şu cevabı vermiş:
İnsanların Kur'ân-ı Kerim'den yüzçevirerek
Ebu Hanife'nin fıkhı ile Muhammed İbn
İshak'ın Megazisiyle uğraştıklarını
görünce, hasbeten lillah (Allah'tan
ecir almak umuduyla) bu hadisleri uydurdum.
Ebu Amr Osman b. es-Salah "Ulumu'l-Hadis" adlı eserinde şunları
söylemektedir: Ubeyy b. Ka'b'dan, o
Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem)' dan yoluyla, sûre sûre Kur'ân'ın faziletine dair rivayet
edilen uzunca hadisin durumu da böyledir. Birisi, bu hadisin nerden çıktığını araştırdı
ve nihayette bu hadisi bir topluluk ile birlikte uydurduklarını
itiraf eden kişiyi tesbit etti. Zaten bu
hadisin uydurma olduğunun etkileri açıkça hadisin
kendisinden anlaşılmaktadır.
Müfessir el-Vahidî ve bunu zikreden müfessirler bu hadisi tefsirlerine
almakla hata etmişlerdir.
Hadis uyduranların bir kısmı da dilenci ve başkalarının eline bakan kimselerdir. Bunlar çarşı pazarlarda durur, ezberledikleri sahih birtakım
senetlerle,
Peygamber
(sallallahü aleyhi ve sellem)'a hadis uydururlar. Bu senetlerle
uydurdukları hadisleri zikrederler. Ca'fer b. Muhammed et-Tayalisî
anlatıyor:
Bir seferinde Ahmed b. Hanbel ile Yahya b. Main, Rusafe mescidinde namaz
kıldılar. Önlerinde kıssacı birisi
dikildi ve dedi ki: Bize Ahmed b. Hanbel ile Yahya b. Main anlatarak
dediler ki: Bize Abdurrezzak haber verdi, bize Ma'mer, Katâde'den o Enes'ten
rivayetle dedi ki:
Rasûlullah
(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle
buyurdu: Kim la ilahe illallah
diyecek olursa, onun her bir kelimesinden gagası altından, tüyleri
mercandan bir kuş yaratılır... Böylece
yaklaşık yirmi sahife tutacak
kadar bir kıssa anlatır. Ahmed, Yahya'ya, Yahya da Ahmed'e bakar durur. Bu adama bunu sen
mi rivayet ettin? diye birbirlerine sorarlar. Öteki: Allah'a
yemin ederim, ben bunu
şu ana
kadar hiç duymamıştım. Her ikisi de kıssacı
kıssasını bitirinceye kadar sustular. Daha sonra Yahya, bu kıssacıya:
Bu hadisi sana kim rivayet etti, deyince adam: Ahmed b. Hanbel ile Yahya
b. Main dedi. Yahya: İbn Main benim, Ahmed b. Hanbel de budur. Bizler
Rasûlullah
(sallallahü aleyhi ve sellem)'ın hadisleri arasında böyle birşey
işitmedik. Eğer
mutlaka yalan söylemek
istiyor isen, bizden başkasına isnad ederek yalan
uydur. Kıssacı ona: Gerçekten sen Yahya b. Main misin? diye sorunca:
Evet, der. Kıssacı
şu cevabı verir. Yahya b.
Main'in ahmak olduğunu işitir dururdum. Ne derece ahmak olduğunu da
şu
anda
öğrendim. Benim ahmak olduğumu nasıl anladın? diye sorar. Adam şöyle cevap verir: Sanki dünyada senden başka Yahya b. Main ile bundan başka Ahmed b. Hanbel yok mu? Ben bu adamdan başka ismi Ahmed b. Hanbel olan onyedi kişiden hadis yazmış
bulunuyorum. Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel elbisesinin
kolu ile yüzünü örttü: Ve bırak adam kalkıp gitsin, dedi. Onlara alaylı
bakışlarla kalkıp gitti.
İşte bu
kesimler ve onların durumlarında olanlar,
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve
sellem)'a iftira yoluyla hadis uyduran kimselerdir.
Anlatıldığına
göre Harun er-Reşid,
güvercinlerle vakit geçirmekten hoşlanırmış. Bir gün yanında Kadi Ebu'l-Bahteri'nin de bulunduğu sırada kendisine güvercin hediye edilir. Ebu'l-Bahteri
der ki: Ebu Hureyre,
Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem)'dan
şöyle dediğini
rivayet etmektedir: "Yarış
ya deve yahut at veya kanat (lı hayvan) ile
yapılır."[268] [144]
Ebu'l-Bahteri bu rivayetinde "veya kanat" ibaresini fazladan koyar. O
bunu sırf Harun er-Reşid için uydurdu. Harun er-Reşid de ona oldukça büyük bir mükafat verdi. Yanından
çıkınca er-Reşid dedi ki:
Allah'a yemin ederim,
onun yalan söylediğini
biliyorum. Sonra da güvercinlerin kesilmesini emretti. Ona: Güvercinin
günahı ne, diye sorulunca
şu cevabı verdi. Bu
güvercinler yüzünden
Rasûlullah
(sallallahü aleyhi ve sellem)'a yalan
yere hadis isnad edildi.
İlim adamları da bundan
dolayı ve başka sebepler dolayısıyla uydurduğu hadisleri terkettikleri hiçbir
şekilde ilim adamları ondan gelen hadisleri hadis diye
yazmazlar.
Derim ki:
Eğer insanlar sahih kitaplarda, müsnedlerde ve ilim adamları
arasında kabul görüp
fukaha imamların rivayet ettiği
tasnif edilmiş kitaplarda sahih olan hadislerle yetinmiş olsalardı, gerçekten de başkalarına ihtiyaçları olmaz ve
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve
sellem)'ın
şu âyetinde yer alan tehdit edici ifadelerin kapsamına
girmezlerdi: "Bildiğiniz dışında benden hadis nakletmekten sakınınız.
Kim kasten bana yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın."[269] [145]
Hazret-i Peygamber'in yalana karşı ümmetini cehennem ile korkutması, onun kendisine iftira ve yalan yoluyla hadis isnad edileceğini bildiğinin delilidir. Bu din düşmanlarının uydurduğu, müslümanlar arasında yeralan zındıkların amellere teşvik, korkutmak ve buna benzer hususlara dair uydurdukları hadislerden sakındıkça sakınmak gerek. Bu hadis uydurmacıları arasında en büyük zararı olanlar ise, zahidliğe müntesib olan birtakım kimselerdir. Bunlar, kendilerinin iddia ettiklerine göre, ecir umarak hadis uydurmuşlardır. İnsanlar ise, onlara duydukları güven sebebiyle onlara meylederek uydurdukları hadisleri kabul ettiler. Böylelikle bu uydurmacılar, kendileri saptıkları gibi başkalarını da saptırdılar.
-------------------
[267] [143] İbn Abdi'l-Berr, özel olarak bu hadis hakkında "mevzu"' hükmünü vermemekle birlikte; hakkında "... eğer sahih ise ..." kaydını zikrettikten sonra buradaki istisnayı salih (doğru çıkan) rüya olarak tefsir etmiş, Hazret-i Peygamber'in son peygamber oluşuna dair el-Ahzâb, 33/40'daki: "Peygamberlerin sonuncusu" âyetinin delil olarak yeterli olduğuna özellikle dikkat çekmiştir. (et-Temhid. V, 55).
[268] [144] Ebû Dâvûd, Cihâd 60; Tirmizî, Cihâd 22; Nesâî, Hayl 14; Müsned, II, 256, 474. Kurtubî'nin de belirttiği gibi: "veyn kanat" ibaresi yok. Çünkü sonradan uydurulmuştur.
[269] [145] Müsned, I, 293, 323; Tirmizî, Tefsir 3951. hadis.