Taberi diyor ki:""Âyet" kelimesinin Arap dilinde
muhtemel iki mânâsı vardır.
Bu mânâlardan biri, "Alâmet" demektir. Âyetlere "Alâmet"
denilmesinin sebebi ise, bunlardan her birinin kendilerinden önce ve
sonra gelen âyetlerin tesbitinde iâmet olmalarıdır. Nitekim
Allahü teâlâ, şu âyet-i kerimesinde,
âyet kelimesini bu mânâda zikretmiştir. "Meryemoğlu İsa şöyle dedi: "Ey
rabbimiz olan Allah'ım, gökten bize bir sofra indir ki, bizden
öncekilere de sonrakiler de bir bayram ve senden bir âyet (Mucize)
olsun.
[151][103]
Yani, "Senin, bizim duamızı kabul ettiğine ve istediğimizi verdiğine
dair bir alâmet olsun." demektir.
"Âyet" kelimesinin diğer bir mânâsı da "Kıssa" demektir. Nitekim bu hususta Kâ'b b. Zübeyr bir şiirinde şöyie demiştir: "Dikkat edin, ikiniz de şu sataşana bir âyet (bir tebliğ) bildirin. O, sözü söylerken uyanık mıydı yoksa uyuyor muydu?" Yani, "Benden ona bir mektup ve bir haber verin." demektir. Kur'ânin âyetlerine, "Kıssa" mânâsına gelen bu adın verilmesinin sebebi ise, kıssaların birbirini takibederek zikredilmelerindendir.
-------------------
[151][103] Maide suresi,
5/114