Kaynak: el-İTKÂN FÎ ULÛMİ’L KUR’ÂN, Celâlüddîn Abdürrahmân b. Muhammed es-Suyûtî, eş-Şâfiî (ö. 911/1505 :
6409 Etbâu’-ttâbiun'dan sonra gelen İbn-i Cerîr et-Taberi'nin tefsiri, tefsirlerin en büyüğü ve en değerlisidir. Bunun yanı sıra İbn-i Ebî Hâtim, İbn-i Mâce, Hâkim, İbn-i Merdeveyh, Ebû’ş-Şeyh İbn-i Hibbân ve Münzir'in eserleri gelmektedir. İbn-i Cerîr'in tefsiri hariç, bütün tefsirler Sahâbe, tâbiun ve etbauttâbi'ûn kavillerine dayanır. İbn-i Cerîr tefsirinde naklettiği kavillerin tercihini yapar, aralarında tercihde bulunur, irabını yapar, ahkâmla ilgili istinbatta bulunur. Bu yönleri ile tefsirlerden üstünlüğünü ortaya koyar.
6411 Bundan sonra bir çok ulema, tefsirler yazdılar. Rivâyet ettikleri kavillerde, senedleri kısalttılar, sözleri eksik naklettiler. Bu yüzden tefsire zayıf rivâyetler girdi, sahih olanlarla zayıflar birbirine karıştı. Her müfessir bulduğu her sözü tefsirine aldı, hatırladığı her sözü nakletti. Sonradan gelenler bunları sahih zannederek, Sahâbe veya tâbi'ûna ait olup olmadığını araştırmadan, yazılan tefsirlere müracaat etmeden, naklettiler. Öyle ki ***** tefsiri, Yahudi ve Hristiyanlar olması gerekirken, on ayrı görüşle tefsir eden müfessire rastladım. Halbuki âyetin bu tefsiri; Resûlüllah, Sahâbe, tâbiun ve tebe-i tâbiundan, Yahudi ve Hristiyanlar şeklinde gelmiştir. Bu bakımdan İbn-i Ebî Hâtim, âyetin bu şekildeki tefsirinde, müfessirler arasında herhangi bir ihtilaf olduğunu bilmiyorum, demiştir.
6412 Bundan sonra, Bazı ulema tefsirlerini, bir ilme ağırlık vererek yazmağa başladılar. Nahivci, tefsirinde iraba ve irabda muhtemel değişik vecihlere önem vermiş, nahiv kaideleri, buna ait meseleleri ve ihtilafları nakletmiştir. Zeccâc'ın, «el-Basit»de, Vâhidî'nin «el-Bahru'l-Muhit ve'n-Nehr» adlı eserlerinde Ebû Hayyân'ın tefsirleri, buna misaldir.
Haberlerle uğraşan müfessirin, ister sahih, ister gayri sahih olsun, kıssalar ve önceki milletlere ait haberleri toplamaktan başka bir meşguliyeti yoktur. Sa’lebî bu nevi müfessirlerden biridir.
Fakih tefsirinde, taharetten başlayıp çocuklu kadınlara kadar bütün fıkhi hükümleri serdeder, bazen daha ileri giderek âyetle ilgisi bulunmayan bir takım fıkhi deliller getirerek muhalif olanlara cevap vermeğe çalışır. Mesela Kurtubî'nin tefsiri, bu gibi konularla dolu bir tefsirdir.
Fahruddin Razi gibi, akli ilimlerle uğraşan müfessirler tefsirlerini, kelami ve felsefi meselelerle doldurur, birinden diğerine geçerler. Öyle ki bu tefsiri okuyan, âyetle verilen bilgiler arasında bir mutabakat bulamaz. Ebû Hayyân «el-Bahrul-Muhit»inde buna temas ederek şöyle der: İmâm Râzî tefsirinde, âyetle doğrudan ilgisi bulunmayan uzun nakiller yapmıştır. Bu yüzden Bazı ulema, «Mefatihu'l-Gayb»ında, tefsirden başka her şey mevcuttur, demişlerdir.
Bid'at ehlinden tefsir yazanların gayesi, âyetleri tahrif etmek, batıl mezheplerine delil aramaktır. Mesela âyetin uzak bir mânası, görüşünü desteklemiş olsa onu hemen alır veya lehinde olan en küçük bilgiyi hemen değerlendirmeye çalışır. Bu konuda Bulkînî şöyle der: Zemehşerî, ***** «..Kim ki hemen ateşin elinden kurtarılır da cennete sokulursa şüphesiz o kurtulmuştur.» (Âl-i İmrân, 185.) âyetinin tefsirinde kullandığı: Cennete girmekten daha büyük bir kurtuluş var mıdır? şeklindeki adem-i ru’yete işaret eden tefsirini gördüğümde; onun Mutezilî fikirleri savunduğunu anladım. Mulhidin, âyetlerin tefsirinde gösterdiği ilhad, küfür ve Allah'a karşı iftiralarından söz etmeğe lüzum bile yoktur.
Bazıları ***** «Bu iş Senin imtihanından başka birşey değildir..» (Araf,
155.) âyetini: Kullara, Allah'dan daha çok zarar veren yoktur, şeklinde
tefsiri ile, sihirbazların Musa hakkında şöylediklerine dair tefsirleri buna
misaldir. Rafizilerin ***** «..Allah, size bir
inek kesmenizi emrediyor..» (Bakara, 67.) âyeti hakkındaki sözleri de
ilhadi tefsire dair misallerdir. Bu ve benzeri ilhadi tefsirler, Ebû Ya’lâ ve diğer muhaddislerin Huzeyfe tarikıyle
Resûlüllah'dan rivâyet ettikleri şu
hadis'e hamledilir: Ümmetim içinde öyleleri vardır ki
Kur’ân'ı okurlar, ona atılıp çiğnenen çürük hurma kadar değer vermezler, gerçek
tefsiri dışında tefsir etmeğe çalışırlar.
6413 Hangi tefsirin okunması tavsiye edilir, nakil yapılması uygun görülür? sorusuna, şu cevabı vermek mümkündür. Muteber ulemanın müşterek kanaatlerine göre tefsirde benzeri telif edilmeyen, Ebû Ca’fer b. Cerîr et-Taberi'nin tefsiridir.
Nevevî «Tehzib» adlı eserinde: İbn-i Cerîr'in tefsiri, sahasında bir benzeri olmayan bir tefsirdir, der.
Bir tefsirde bulunması gereken nakli kavilleri istinbat, işaret, irab, îcâz belâgat ve lügat gibi, bir başka tefsire müracaata ihtiyaç bırakmayan tefsirle ilgili bütün konuları içine alan bir eser yazmağa başladım, «Mecmeu'l-Bahreyn ve Matlau'l-Bedreyn» adını verdim. «İtkan» adlı bu kitabımı ona mukaddime yaptım. Allahü teâlâ'dan hayırlısı ile ikmalini dilerim.
İtkan adlı eserimizde vermek istediğimiz bilgileri, taşıdıkları önemden dolayı istifade edilmek üzere Resûlüllah'ın tefsiri ile ilgili merfu haberle bitirmeyi arzuluyoruz.
-------------------